Türkiye’de modern hukukun ve yüksek yargı geleneğinin tarihine baktığınızda iki büyük okul öne çıkar: 19. yüzyılın sonunda kurulan Mekteb-i Hukuk’un devamı olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve 1925’te açılışında Mustafa Kemal’in konuştuğu Ankara Hukuk Mektebi, bugünkü Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi.
Bu fakültelerin amfilerini dolduran kuşakların bir kısmı, İstanbul ve Ankara’nın köklü devlet liselerinden geldi. Yargıtay’dan barolara, Anayasa Mahkemesi’nden hukuk kürsülerine uzanan özgeçmişlerde Kabataş Erkek Lisesi, Vefa Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Erkek Lisesi gibi isimler sık geçer.
Tarihi Yarımada’nın Hukuk Üçgeni
İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt’taki yerleşkesi, Tarihi Yarımada’nın köklü liselerine yürüme mesafesinde. 1872’de kurulan Vefa Lisesi ve Pertevniyal Lisesi, Beyazıt’a birkaç durak uzaklıkta. Kabataş Erkek Lisesi’nin öğrencileri ise Ortaköy’den vapurla ya da tramvayla gelip Beyazıt yokuşunu tırmanırdı.
Mezunların anlattığı hikâyelerde bu yakınlık, bir tür doğal yol gibi görünür: Lisenin edebiyat ve münazara kulüplerinden hukuk fakültesinin amfisine. Bu liselerin Türkçe ve edebiyat derslerindeki ağırlığı, Osmanlıca terimlerle ve eski metinlerle karşılaşan hukuk öğrencileri için bir hazırlık sayılırdı.
Bu anlatı ne kadar doğru? Doğrulanabilen örnekler, en azından bu okulların yüksek yargıya ve barolara önemli isimler verdiğini gösteriyor.
Kabataş’tan Yüksek Yargıya
Sabih Kanadoğlu, Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1959’da İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Hâkim adaylığından başlayarak Anadolu’nun farklı şehirlerinde savcılık, sulh hâkimliği ve ağır ceza başkanlıkları yaptı. 1984’te Yargıtay üyeliğine seçildi, 1994’te ve 1998’de Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı oldu. 2001-2003 arasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürüttü; 2012’de Türk Hukuk Kurumu Başkanı seçildi.
Aynı okuldan bir başka önemli isim Teoman Evren. 1953’te Kabataş’tan, 1958’de İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Evren, 1976-1978’de Ankara Barosu Başkanı, 1984-1989’da Türkiye Barolar Birliği Başkanı, 1999-2002’de Türk Hukuk Kurumu Başkanı oldu.
Kabataş’ın iki mezunu, biri yargıda, biri savunmada, aynı kurumun, Türk Hukuk Kurumu’nun başkanlığına yükseldi. Okulun yatılılık geleneğiyle anılan disiplinli kimliği, mezunların anlatısında bu kariyerlerin bir arka planı olarak sık sık zikredilir.
Pertevniyal’den Anayasa Mahkemesi’ne
Pertevniyal Lisesi’nin mezun listesinde de önemli bir hukukçu var: Nuri Necipoğlu. 1977’de İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitiren Necipoğlu, askerî hâkim ve savcı olarak çalıştı, 2001’de Askerî Yargıtay üyeliğine seçildi. 22 Nisan 2010’da Anayasa Mahkemesi üyeliğine atandı. 2016-2018 arasında Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı oldu.
Aksaray’daki taş binadan Anayasa Mahkemesi’ne uzanan bu yol, Pertevniyal’in “sokağın içindeki lise” kimliğinin hukuk dünyasındaki yansımalarından biri.
Ankara’nın Hukukçuları
Ankara’nın köklü devlet lisesi Ankara Atatürk Lisesi de hukuk dünyasına önemli isimler verdi. Mezun listesinde Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin yer alıyor.
İstanbul Barosu’nun 2016-2022 arasındaki başkanı Mehmet Durakoğlu da Ankara Atatürk Lisesi mezunu. 1982’de İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitiren Durakoğlu, baronun insan hakları ve yönetim kurullarında görev aldı, uzun yıllar başkan yardımcılığı yaptı ve 2016’da başkan seçildi.
Kürsüdeki Hocalar
Türk hukukunun temel eserlerini yazan hocalar da çoğu zaman bu kuşakların içinden çıktı. Ama burada dikkatli olmak gerekiyor.
Örneğin İstanbul Hukuk Fakültesi’nin ordinaryüs profesörlerinden Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Ankara Atatürk Lisesi’nin mezun listesinde anılıyor; Vikipedi’deki kendi biyografisi ise onun 1922’de Trabzon Lisesi’nden mezun olduğunu söylüyor. 1928’de Adliye Hukuk Mektebi’ni bitiren Velidedeoğlu, İsviçre’de Neuchâtel Üniversitesi’nde doktora yaptı, 1942’de profesör oldu ve 1961 Anayasası’nı hazırlayan komisyonda yer aldı.
Bu çelişki, okul listelerinin her zaman güvenilir olmadığını hatırlatıyor. Bir okulun mezun listesinde yer alan bir isim, o okulda kısa bir süre okumuş ya da sonradan başka bir okuldan mezun olmuş olabilir.
Galatasaray ve İstanbul Erkek
Galatasaray Lisesi’nin hukuk dünyasıyla bağı daha çok diplomasi üzerinden kurulur. Okulun mezunları arasında hukuk eğitimi alıp Hariciye’de yükselen pek çok isim var; örneğin İstanbul Hukuk mezunu diplomat Coşkun Kırca hem Galatasaray’da hem Şişli Terakki’de okudu.
İstanbul Erkek Lisesi’nin Almanca eğitimi ise, Alman hukuk doktrinini Türkiye’ye taşıyan hukukçular için bir avantaj olarak anılır. Türk hukukunun önemli bir kısmının Kıta Avrupası kaynaklarından alındığı düşünülürse, yabancı dil bilen hukukçuların kaynak metinlere doğrudan ulaşabilmesi küçük bir ayrıcalık değil.
Ancak 1926’daki büyük kanunlaştırma hareketinde görev alan hukukçuların “neredeyse tamamının” belirli okullardan geldiği gibi iddiaları destekleyen bir kaynak bulamadık.
Yeni Kuşak: Tahkim ve Uluslararası Hukuk
Son on yıllarda hukuk dünyasının haritası değişti. Yüksek yargı ve barolar hâlâ önemli; ama uluslararası tahkim, şirketler hukuku ve sınır ötesi işlemler, genç hukukçular için yeni ve cazip kariyer alanları açtı.
Bu alanlarda yabancı dil, hukuk bilgisi kadar belirleyici. İngilizce sözleşmeler, uluslararası tahkim kuralları ve yabancı mahkeme kararlarıyla çalışan bir hukukçu için, lise yıllarında edinilmiş güçlü bir yabancı dil büyük bir avantaj.
Bu yüzden yabancı dilde eğitim veren okulların mezunları, hukuk dünyasının bu yeni katmanında daha görünür hale geldi. Robert Kolej’de fen ve matematik dersleri İngilizce okutuluyor; Üsküdar Amerikan Lisesi IB Diploma Programı sunuyor; Kadıköy’deki Saint-Joseph Fransız Lisesi 1870’ten beri Frerler cemiyetinin geleneğiyle Fransızca eğitim veriyor.
Bu okulların mezunlarından hukuk fakültelerine yönelenlerin bir kısmı, büyük hukuk bürolarının uluslararası ekiplerinde, tahkim davalarında ya da yabancı şirketlerin Türkiye’deki hukuk birimlerinde çalışıyor. Hukuk bürolarının ekip sayfalarına bakan biri, bu okulların adlarına sık rastlar.
Böylece hukuk dünyasının lise haritası iki katmanlı bir görünüm kazanıyor: Bir yanda Tarihi Yarımada’nın ve Ankara’nın devlet liselerinden çıkıp yüksek yargıya ve barolara uzanan geleneksel yol; öbür yanda yabancı dilli okullardan çıkıp uluslararası hukuk dünyasına açılan yeni yol.
Vefa’nın Payı
Vefa Lisesi bu hikâyenin en eski aktörlerinden biri. Okulun kökleri, Mekteb-i Mülkiye bünyesindeki idadi sınıflarına uzanıyor; 1872’de bağımsız hale gelen okul, ana dille öğretim yapan ilk sivil lise olarak anılıyor. Mülkiye’nin devlet adamı yetiştirme geleneğiyle doğan bir okulun mezunlarının hukuka ve kamu yönetimine yönelmesi şaşırtıcı değil; Vefa’nın mezun listesinde Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve siyaset bilimci Toktamış Ateş gibi kamu hayatının önemli isimleri yer alıyor.
Kapanış
Bir adliyenin koridorunda iki hukukçu karşılaşır. Biri hâkim, öbürü avukat. Duruşmada karşı karşıya gelecekler.
Koridorda biri öbürüne gülümser: “Kabataş?”
“Kabataş.”
Duruşma başlar. Kimse taviz vermez. Çıkışta ikisi birlikte çay içer.



