Türkiye’de kariyer basamaklarını tırmanan herkesin er ya da geç duyduğu bir söz vardır: Üniversite diplomanız sizi mülakata sokar, ama lise aidiyetiniz mülakatı yapan kişinin size ilk beş dakikada nasıl bakacağını belirler.

Dünyanın pek çok ülkesinde lise, ergenliğin geride bırakılan bir hatırasıdır. İngiltere’nin Eton’ı ya da ABD’nin hazırlık okulları istisnadır. Türkiye’de ise birkaç okulun adı, iş dünyasında gayriresmî bir tanışma kartı gibi dolaşır: Robert Kolej, Galatasaray Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, Ankara Fen Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi.

Peki “CEO fabrikası” diye bir şey gerçekten var mı?


Büyükdere’de 34. Kat

Pazartesi sabahı, saat 08.30. Levent’te bir gökdelenin yönetim kurulu salonunda bir satın alma müzakeresi başlamak üzere. Masanın bir ucunda bir yatırım bankasının direktörü, parmağında eski bir Robert Kolej mezuniyet yüzüğü. Karşısında hedef şirketin hukuk müşaviri, yakasında küçük bir Galatasaray rozeti.

Göz göze geldiklerinde ilk konuşulan şey mali tablolar değil, otuz beş yıl önceki bir kürek yarışıdır:

“Günaydın Kerem. O yarıştaki faulü hâlâ unutmadık.”

Hukukçu gülümser: “Faul değil, akıntı taktiğiydi. Bu sözleşmeyi de aynı taktikle bağladım.”

Oda kahkahalarla ısınır; masadaki genç avukatlar ve analistler, iki kıdemlinin neden birden gülmeye başladığını anlamaya çalışır. Türkiye’de iş dünyasında çalışan pek çok kişi bu sahnenin bir versiyonunu yaşadığını söyler. Okul kimliği, pazarlığın kendisini değiştirmese de havasını değiştirir.


Robert Kolej: Holding Hanedanlarının Okulu

Robert Kolej mezunlarının iş dünyasındaki ağırlığı, birkaç örneğe bakınca bile dikkat çekicidir.

Koç Topluluğu’nun Onursal Başkanı Rahmi Koç, ilkokulu Ankara’da bitirdikten sonra Robert Kolej’de okudu, ardından ABD’de Johns Hopkins Üniversitesi’ne gitti. Eczacıbaşı Topluluğu’nun kurucusu Nejat Eczacıbaşı da Robert Kolej mezunuydu; Heidelberg’de ve Berlin’de kimya eğitimi aldı.

Robert’in iş dünyasındaki görünürlüğünü açıklamak için sık söylenen gerekçeler şunlardır: İngilizce eğitim, erken yaşta uluslararası bir ağa girmek ve münazara, kulüp çalışmaları gibi etkinliklerle kazanılan özgüven. Bu gerekçelerin ne kadarının okula, ne kadarının öğrencilerin zaten avantajlı ailelerden gelmesine bağlı olduğu ise tartışmaya açık.


Alman Ekolü: Disiplin ve Sanayi

Alman dilinde eğitim veren okullar da iş dünyasında güçlü izler bıraktı. Eczacıbaşı Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı 1968’de İstanbul Alman Lisesi’nden mezun oldu; Londra’da Imperial College’da kimya okudu, MIT’de kimya mühendisliği yüksek lisansı yaptı. Babası Nejat Eczacıbaşı Robert’ten, kendisi Alman Lisesi’nden: Bir ailenin iki kuşağı, İstanbul’un iki farklı yabancı dil geleneğinden geçti.

İstanbul Erkek Lisesi da bu Alman geleneğinin devlet okulundaki temsilcisi. Vikipedi’ye göre okul, Alman Lisesi ile birlikte Türkiye’de Abitur veren iki okuldan biri. Mezunlarının sanayi ve mühendislik dünyasındaki yeri, okulun kendi anlatısında önemli bir yer tutar; ancak bu yeri sayılarla gösteren bir kaynak yok.


Galatasaray: Devre Rütbesi

Galatasaray Lisesi geleneğinde mezunlar “devre” numaralarıyla anılır. Bu numaralar, mezunların ömür boyu taşıdığı bir tür kimlik kartıdır.

Galatasaraylıların iş dünyasında en çok hukuk, diplomasi ve kurumsal ilişkiler alanlarında öne çıktığı söylenir. Mezunların kendi anlatısında üst devre-alt devre ilişkisi, plazada da devam eder: Bir toplantıda kıdemli bir yöneticiye “ağabey” diye hitap eden genç bir Galatasaraylı, bu kelimenin taşıdığı tarihi ağırlığı bilir.

Bu anlatıların ne kadarının günlük iş hayatına yansıdığını ölçmek zor. Ama okulun pilav günlerinin iş dünyasının tanınmış isimleriyle dolması, bu ağın canlı olduğunu gösteriyor.


Anadolu’dan ve Fen Liselerinden Yöneticiler

“CEO fabrikası” sorusunun en ilginç cevaplarından bazıları, İstanbul’un köklü kolejlerinin dışından geliyor.

Koç Topluluğu’nun kurucusu Vehbi Koç, Ankara’nın köklü devlet lisesi Ankara Atatürk Lisesi’nin mezunları arasında anılıyor. Sabancı ailesinden Özdemir Sabancı ve Coca-Cola’nın CEO’luğuna yükselen Muhtar Kent ise Tarsus Amerikan Koleji’nde okudu. Yaşar Holding’in kurucusu Selçuk Yaşar İstanbul’da Kadıköy’deki Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden mezundu.

Fen liselerinden çıkan yöneticilerin en bilinen örneklerinden biri Süreyya Ciliv. Ortaokulu Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okuyan Ciliv, 1976’da Ankara Fen Lisesi’nden mezun oldu; Michigan’da mühendislik, Harvard’da MBA yaptı. Microsoft Türkiye’nin genel müdürlüğünü ve ABD’deki merkezde üst düzey görevleri yürüttükten sonra 2007-2015 arasında Turkcell’in CEO’su oldu.

İzmir Fen Lisesi ve Ankara Fen Lisesi gibi okulların mezunlarının teknoloji şirketlerinde ve girişimlerde giderek daha görünür olduğu sık dile getiriliyor; mezunların anlattığı hikâyeler de bunu destekliyor.


Üsküdar’ın Kızları

Liste yazılırken çoğu zaman unutulan bir kategori var: kadın yöneticiler. Üsküdar Amerikan Lisesi, kökleri 1873’te Bahçecik’te açılan bir kız okuluna uzanan ve uzun süre kız okulu olarak çalışan bir kurum. Bugün IB Diploma Programı ve seçili AP dersleri sunuyor.

Bu tür okulların kadınların iş dünyasına girişindeki rolü, “CEO fabrikası” tartışmalarında genellikle erkek isimlerinin gölgesinde kalıyor. Ama yüz yılı aşkın süre kızlara İngilizce eğitim vermiş bir okulun, iş dünyasına kadın yönetici yetiştirmede rol oynamadığını düşünmek zor.


İki Kuşak, İki Okul

Aile şirketlerinin hikâyelerinde lise seçimi bazen kuşaktan kuşağa değişiyor. Koç ailesinde Vehbi Koç’un adı Ankara Atatürk Lisesi’nin mezunları arasında anılırken, oğlu Rahmi Koç İstanbul’da Robert Kolej’de okudu. Eczacıbaşı ailesinde baba Robert’ten, oğul Alman Lisesi’nden geçti.

Bu değişim, Türkiye’nin iş dünyasının dönüşümünü de yansıtıyor. Bu iki örnekte ilk kuşak Ankara’nın devlet okulundan ya da Robert’in ilk dönemlerinden çıktı; ikinci kuşak ise İstanbul’un yabancı dilde eğitim veren köklü okullarına gitti. İki örnekten genel bir kural çıkarmak zor; ama bu yön değişikliği, mezun sohbetlerinde sık sık dile getirilir. Lise haritası, bir anlamda sermayenin Ankara’dan İstanbul’a, yerel pazardan dünyaya açılmasının da haritası.


Masanın Altındaki Şifre

Yukarıdaki örneklerin gösterdiği şey, tek bir “CEO fabrikası” olmadığıdır. Robert’ten, Alman Lisesi’nden, Tarsus’tan, Saint-Joseph’ten, Ankara Atatürk Lisesi’nden ve fen liselerinden çıkan yöneticiler var.

Ortak payda, büyük ölçüde iki şey: yabancı dilde güçlü bir eğitim ve seçici bir öğrenci kitlesi. Bu okulların bir kısmı varlıklı ailelerin çocuklarını, bir kısmı sınavla seçilmiş parlak öğrencileri bir araya getiriyor. İş dünyasındaki başarının ne kadarının okuldan, ne kadarının aile sermayesinden ve ne kadarının bireysel yetenekten geldiğini ayırmak ise neredeyse imkânsız.


Kapanış

Levent’teki toplantı bitti. Satın alma anlaşması imzalandı. Asansörde Robertli direktör, Galatasaraylı hukukçuya döner:

“Bir dahaki kürek yarışında hakem kim olacak?”

Hukukçu güler: “Sözleşmeye yazdık. Tahkim yeri İsviçre.”