Türkiye’de lise kimliği o kadar güçlüdür ki üniversite kapısında da kaybolmaz. Boğaziçi’nin Güney Kampüsü’ne ya da ODTÜ’nün geniş yerleşkesine adım atan on sekiz yaşındaki bir gencin ilk haftalarda fark ettiği şeylerden biri, kampüsün çimlerinin, kantin masalarının ve kulüplerinin görünmez lise sınırlarıyla bölünmüş olmasıdır.

Teoride herkes aynı sınavı geçmiş, aynı amfilerde yan yana oturur. Pratikte ise ilk arkadaşlıklar çoğu zaman lise üzerinden kurulur.


Güney Çimlerinde Ekim Sabahı

Ekim ayının güneşli bir sabahı. Boğaziçi’nin Güney Kampüsü’nde, Albert Long Hall’un saat kulesinden çan sesleri yükselirken, Boğaz’ın maviliği çimlere vurur. Kantinden çay ve kahve kokusu yayılır.

Bir ağacın gölgesinde on kişilik bir grup oturuyor. Hepsi aynı liseden; birbirlerini on dört yaşından beri tanıyorlar. Sohbetleri Türkçe ile İngilizce arasında rahatça gidip geliyor.

Denizli’den gelmiş, kampüste kimseyi tanımayan bir hazırlık öğrencisi, ağacın kenarındaki boş banka oturmak ister. Gruptan biri kibarca ama mesafeli bir tebessümle söyler: “Pardon, oraya arkadaşlar gelecek birazdan.”

Denizlili genç geri çekilir, kütüphanenin önündeki çimlere yürür, çantasını yere koyup tek başına oturur. Kampüsün özgürlükçü çimlerinin, görünmez sınırlarla bölündüğünü ilk kez fark eder.

Bu sahne bir okulun değil, bir duygunun portresi. Kampüse tek başına gelen her öğrenci, bir noktada kendini o bankın kenarında bulur.


Robert’in Eski Evi

Boğaziçi Güney Kampüsü’nün bir özelliği var: Kampüsün tarihi binaları, aslında Robert Kolej’e aitti. Robert Kolej’in yükseköğretim bölümü 1971’de Türk hükümetine devredildi ve bu arazide Boğaziçi Üniversitesi kuruldu. Aynı yıl ortaöğretim bölümü, Amerikan Kız Koleji ile birleşerek Arnavutköy’deki kampüse taşındı.

Bu yüzden Robertliler için Güney Kampüs, mezunların deyişiyle, biraz da “eski bir aile evi” gibidir. Kendi okullarının kökleriyle iç içe bir kampüste okumak, onlara ilk günden bir aşinalık verir.

Kampüste yeni tanışan iki öğrencinin ilk sorusu, öğrencilerin anlattığına göre, çoğu zaman bölüm değil lisedir: “Hangi lise?” Cevap tanıdık bir okulsa sohbet hemen akar; ortak bir öğretmen, bir festival, bir arkadaş bulunur. Anadolu’nun bir devlet lisesinden gelen öğrenci için ise bu ilk haftalar daha uzun sürebilir.


ODTÜ: Fen Liselilerin Evi

Ankara’da oyunun kuralları farklıdır. Ankara Fen Lisesi ODTÜ arazisinin içinde; okulun mezunları için ODTÜ kampüsü, lise yıllarından beri tanıdık bir yer.

Mezunların anlattığına göre fizik ve matematik bölümlerinin kantinlerinde, Ankara Fen ve İzmir Fen Lisesi mezunları kolayca bir araya gelir. Birbirlerini olimpiyat kamplarından, yurt odalarından ve okul yarışmalarından tanıdıkları için, üniversitenin ilk günleri onlara bir yeniden buluşma gibi gelir.

Akşam saatlerinde kampüsün açık alanlarında toplanan gruplar, gitar eşliğinde şarkı söyler. Ankara Fenlilerin kuru bozkır mizahı ile İzmir Fenlilerin Ege rahatlığı aynı sohbette kaynaşır.


Hazırlık Sınavı Günü

Üniversiteye girişin ilk haftalarında yapılan İngilizce yeterlik sınavı, öğrencilerin anlattığı hikâyelerde kampüsteki lise ayrışmasının en görünür anıdır.

Yabancı dilde eğitim veren liselerden gelen öğrenciler sınavı rahatlıkla geçer; diğerleri bir yıl hazırlık okur. Sınav günü salondan erken çıkıp kafeye inenler ile son dakikaya kadar gramerle boğuşanlar arasındaki fark, ilk haftaların en çok konuşulan konusudur.

Ama bu denge bir dönem sonra değişebilir. Lineer cebir ya da fizik derslerinde bu kez fen liselilerin rahatladığı, kolejlilerin zorlandığı anlatılır. Kütüphanede notlar takas edilir: Biri İngilizce makale yazmayı, öbürü çok değişkenli kalkülüsü öğretir. Mezunların gözünde bu takas, kampüs hayatının en değerli derslerinden biridir.


Kulüpler ve Klikler

Lise kimliği, öğrenci kulüplerine de taşınır. Öğrencilerin anlattığı klişelere göre iş ve ekonomi kulüpleri yabancı dilli kolejlerin, sinema ve edebiyat kulüpleri köklü devlet liselerinin, robotik ve mühendislik toplulukları fen liselerinin mezunlarıyla dolar.

Bu klişeler kısmen doğru, kısmen abartılı. Ama bir kulübün yönetim kurulunda aynı liseden birkaç kişinin bulunması, yeni gelenlere kulübün kapısının aralık olup olmadığı hakkında bir ipucu verir.

Galatasaray Lisesi mezunları da kampüste kendi dünyalarını kurar; devre numaraları ve Fransızca espriler, onların tanışma dilidir. Üsküdar Amerikan Lisesi mezunları ise Robertlilerle aynı Amerikan okul geleneğini paylaştıkları için çoğu zaman aynı masada buluşur.


Yurtlar: Kliklerin Dağıldığı Yer

Lise kliklerinin en hızlı dağıldığı yer, öğrencilerin anlattığına göre, üniversite yurtlarıdır. İstanbul’da ya da Ankara’da ailesinin yanında kalan öğrenciler lise arkadaşlarıyla buluşmaya devam ederken, yurtta kalanlar ilk günden itibaren bambaşka bir karışımın içine düşer.

Bir yurt odasında Ankara Fen’den gelmiş bir öğrenci, Diyarbakır’ın bir Anadolu lisesinden gelmiş bir başkası ve İzmir’den gelmiş üçüncü biri aynı odayı paylaşır. Gece yarısı demlenen çaylar, sınav haftasında paylaşılan notlar ve hafta sonu birlikte keşfedilen şehir, bu üç farklı lise geçmişini birkaç ay içinde ortak bir hikâyeye dönüştürür.

Yatılı liselerden gelen öğrenciler için bu deneyim tanıdıktır; yurt hayatına zaten alışkındırlar. Kampüste ilk kez ailesinden ayrılan öğrencilere kahvaltı saatlerini, çamaşırhanenin işleyişini ve sınav haftası taktiklerini onlar öğretir. Lise yıllarında öğrendikleri yatakhane kardeşliği, üniversite yurdunda yeni bir biçim alır.


Hocaların Odası

Lise kimliğinin üniversitede bir başka görünür olduğu yer, akademisyenlerin odalarıdır. Öğrencilerin anlattığı hikâyelerde, bir hocanın kendi lisesinden gelen bir öğrenciyle karşılaştığında gösterdiği sıcaklık, kampüs sohbetlerinin sevilen konularından biri.

Bu sıcaklığın akademik değerlendirmeyi etkilediğine dair bir kanıt yok; notlar ve tez danışmanlıkları kurallara bağlı. Ama ortak bir lise geçmişi, bir öğrencinin bir hocanın kapısını çalma cesaretini artırabiliyor.


Duvarlar Ne Zaman Yıkılır?

Lise klikleri kalıcı değildir. Öğrencilerin anlattığına göre ikinci sınıftan itibaren duvarlar yavaş yavaş yıkılır: Ortak projeler, ders grupları, yurt odaları, kulüp etkinlikleri farklı liselerden öğrencileri bir araya getirir.

Mezuniyet yaklaştığında, ilk haftalardaki ağaç altı grupları çoğu zaman dağılmıştır; aynı ağacın altında artık farklı liselerden gelmiş, farklı şehirlerin şivesiyle konuşan öğrenciler oturur. Yerlerini bölüm arkadaşlıkları, proje ortaklıkları ve yeni dostluklar almıştır. Ama lise bağı tamamen kaybolmaz; iş hayatında yeniden canlanır.


Kapanış

Dört yıl sonra, mezuniyet günü. Denizli’den gelen öğrenci kepini fırlatır. Yanında ilk gün kendisine yer vermeyen gruptan biri duruyor; aynı proje ekibinde iki yıl çalışmışlar.

“İlk gün o bankta oturmama izin vermemiştin,” der Denizlili.

Öbürü güler: “Biliyorum. O bankta oturan arkadaşlar şimdi nerede, ben de bilmiyorum. Sen buradasın.”