Ankara’da kış geceleri erken iner. Çankaya sırtlarında, ahşap lambri kaplı eski bir kulübün kış bahçesinde saat 20.45.

Dışarıda ayaz camları dövüyor; içeride semaverin hafif tıslaması, deri koltukların kokusu ve yeşil çuha örtülü masanın üzerinde sarı bir abajur. Masada dört emekli devlet adamı oturuyor; tipleri Ankara’nın her kulübünde tanıdık.

Masanın başında yakasında sarı-kırmızı bir rozet taşıyan emekli büyükelçi Mümtaz Bey (Galatasaray Lisesi ve Mülkiye). Sağında eski Hazine bürokratı Selim Bey (Robert Kolej). Karşılarında Planlama’nın eski daire başkanlarından Cahit Bey (TED Ankara Koleji) ve Maliye’nin eski müfettişlerinden Orhan Bey (Kabataş Erkek Lisesi).

Bardaklar tazelenirken Selim Bey gülümser:

“Mümtaz, siz Hariciye’de kusursuz Fransızca nota yazarsınız, kabul. Ama bu ülkenin iki başbakanı bizim tepeden çıktı.”

Mümtaz Bey çay kaşığını tabağın kenarına bırakır:

“Başbakanlar değişir Selim. Hükümetler bir gensoruyla düşer. Hariciye’nin omurgası ise Beyoğlu’ndan gelir.”

Cahit Bey araya girer:

“Siz İstanbullular devleti paylaştığınızı sanın. Kararnameyi Başbakan imzalar ama hesabını Ankara’da biz yaparız.”

Esprili bir atışma. Ama arkasında gerçek bir soru var: Son yarım yüzyılda devlet yönetiminde hangi liselerin mezunları öne çıktı?


Robert Tepesinden İki Başbakan

Türkiye’nin çok partili tarihinde Robert Kolej geleneğinden iki başbakan çıktı.

Bülent Ecevit 1944’te Robert Kolej’den mezun oldu. Okul yıllarından itibaren edebiyata ve çeviriye ilgisi biliniyordu; Tagore’un şiirlerini Türkçeye çevirdi. Londra’daki basın ataşeliğinde çalıştıktan sonra gazeteciliğe, oradan siyasete geçti; Çalışma Bakanlığı’ndan sonra 1974’ten 2002’ye uzanan dönemde birçok kez başbakanlık yaptı; 1974 Kıbrıs Harekâtı onun başbakanlığında gerçekleşti. Siyasi rakiplerine karşı bile nezaketi elden bırakmayan Türkçesi, hâlâ anılır.

Tansu Çiller, bugün Robert Kolej’in parçası olan Amerikan Kız Koleji’nden 1963’te mezun oldu. İktisat eğitimini Robert Kolej Yüksek Okulu’nda tamamladı, ABD’de lisansüstü çalışmalar yaptı. 1993’te Türkiye’nin ilk kadın başbakanı oldu.

Robert’in siyasetteki izi bu iki isimle sınırlı değil. 1996’da kısa bir süre dışişleri bakanlığı yapan Emre Gönensay da Robert Kolej mezunudur.


Hariciye’nin Okulu: Galatasaray

Cumhuriyet diplomasisi denince akla gelen ilk okul Galatasaray Lisesi’dir. 1868’de Mekteb-i Sultani olarak yeniden kurulan okul, Fransızca eğitimiyle uzun süre Hariciye’nin en önemli kaynaklarından biri oldu.

Mezun listesi bunu açıkça gösterir. 1965’te başbakanlık yapan Suat Hayri Ürgüplü Galatasaraylıdır. Dışişleri bakanlarından Fatin Rüştü Zorlu (1957-1960) ve Feridun Cemal Erkin (1962-1965) Galatasaray’da okudu. Diplomat ve dışişleri bakanı İlter Türkmen ile büyükelçi Coşkun Kırca da aynı okulun mezunlarıdır.

Galatasaraylıların Beyoğlu’nda edindiği Fransızca ve protokol bilgisi, çoğu zaman Mülkiye’nin kamu hukuku eğitimiyle birleşti. Ankara’da “Galatasaray ve Mülkiye” ikilisi, bir dönem Hariciye’nin klasik kariyer yolunun adı gibiydi. Bugün diplomatların okul haritası çok daha çeşitli; ama eski kuşaklar arasında bu ikili hâlâ bir övünç kaynağıdır.


Başkentin Okulu: TED Ankara Koleji

İstanbul liseleri diplomasi ve iş dünyası üretirken, başkentin kendi okulu TED Ankara Koleji oldu. 1928’de kurulan Türk Eğitim Derneği’nin çalışmalarıyla 1931’de açılan okul, 1953’te İngilizce eğitime geçti.

Son dönemin en tanınmış TED mezunu siyasetçisi Ali Babacan’dır. 1985’te okulu birincilikle bitirdi, ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nden de birincilikle mezun oldu ve Fulbright bursuyla Northwestern Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yaptı. Siyasette ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı, dışişleri bakanlığı ve başbakan yardımcılığı yaptı.

TED mezunlarının bürokraside ne kadar yer tuttuğunu gösteren düzenli bir istatistik yok. Ama başkentte büyümüş, bakanlıklara birkaç durak uzaklıkta okumuş kuşakların kamu yönetimine yönelmesi şaşırtıcı değil. Ankara’da iki bürokratın tanışırken “Kolej’de hangi devre?” diye sorması, başkentin gündelik ritüellerinden biridir.


Kabataş ve İstanbul Erkek

Boğaz kıyısının ve tarihi yarımadanın köklü devlet liseleri de siyasete önemli isimler verdi.

Adnan Kahveci, Kabataş Erkek Lisesi’ni 1966’da dönem birincisi olarak bitirdi. Devlet bursuyla ABD’de Purdue Üniversitesi’nde elektrik mühendisliği okudu, Missouri’de doktora yaptı. Turgut Özal’ın yakın danışmanlarından ve ANAP’ın kurucularından biri oldu; 1987-1990 arasında Planlama ve Hazine’den sorumlu devlet bakanlığı, 1990-1991’de Maliye ve Gümrük bakanlığı yaptı. 5 Şubat 1993’te Bolu Gerede yakınlarında geçirdiği trafik kazasında eşi ve kızıyla birlikte hayatını kaybetti.

Sisli bir kış gecesi otoyolda yaşanan o kaza, henüz kırklı yaşlarındaki eski bir bakanın siyasi kariyerini yarıda bıraktı ve kuşağının hafızasına kazındı. Kabataşlılar arasında Kahveci’nin adı, yatılılık geleneğinden çıkan “çalışkan teknokrat” tipinin en bilinen örneği olarak anılır.

İstanbul Erkek Lisesi ise eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun okuludur. Almanca eğitimiyle bilinen okul, akademiden siyasete uzanan bir mezun kuşağının da adresidir.


Listenin Dışındakiler

Bu beş okulun hikâyesi, devlet yönetiminin tamamını anlatmaz. Örneğin Ankara’nın köklü devlet lisesi Ankara Atatürk Lisesi’nin mezun listesinde iki dışişleri bakanı birden var: 1960’ların sonunda Hariciye’yi yöneten İhsan Sabri Çağlayangil ve 1990’ların başında aynı koltuğa oturan Hikmet Çetin. Aynı listede Başbakan Şükrü Saracoğlu ve TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk da yer alıyor.

Bakanların ve başbakanların önemli bir kısmı ise hiçbir “elit” okuldan geçmedi; Anadolu’nun il ve ilçe liselerinden, öğretmen okullarından, imam hatiplerden geldi. Türkiye’nin siyasi tarihi, yalnızca birkaç okulun mezun listesine sığacak kadar dar değil.

Yine de belirli okulların belirli kurumlarla özdeşleşmesi tesadüf değil. Yabancı dilde eğitim veren okullar Hariciye’ye ve uluslararası ekonomi kurumlarına, başkentin okulları Ankara bürokrasisine, yatılı devlet liseleri ise taşradan gelen parlak öğrencileri İstanbul ve Ankara’nın üniversitelerine taşıyan kanallar oldu. Okul haritası, aslında Türkiye’nin fırsat haritasının bir yansımasıdır.


Ankara Kulislerinin Söylentileri

Ankara koridorlarında okullara dair pek çok söylenti dolaşır. Hariciye’de Galatasaray, Hazine’de Robert, Planlama’da TED; bir bakan kendi okulundan bir genç raportörü özel kaleme almayı sever; bütçe komisyonunda kilitlenen bir kriz, iki milletvekilinin aynı okulun mezunu olduğu ortaya çıkınca çözülür…

Bu söylentilerin hiçbirini doğrulayan bir istatistik yok. Belki bir kısmı doğrudur, belki tamamı mezun gururunun abartmasıdır. Ama ısrarla anlatılmaları bile, Türkiye’de okul kimliğinin devlet kültürüne ne kadar sindiğini gösterir.


Kapanış

Saat 23.30. Kulüpte semaverin ateşi küllenmiş, dışarıda kar başlamış.

Mümtaz Bey fincanından son yudumu alır:

“Biliyor musunuz, bugün bürokrasiye giren gençler hangi liseden geldiklerini pek söylemiyor.”

Selim Bey güler:

“Söylemelerine gerek yok. İlk toplantıda kimin hangi dilde not aldığına bakıyorsun, anlıyorsun.”

Orhan Bey başını sallar, defterini kapatır. Defterindeki notlar Türkçedir. Kimse ona hangi okuldan olduğunu sormaz.