Dışarıdan bakıldığında köklü liselerin mezunlar dernekleri, yılda bir pazar günü okul bahçesinde pilav, talaş böreği ya da boza dağıtan, eski arkadaşları buluşturan, başarılı öğrencilere burs veren zararsız nostalji kulüpleri gibi görünür.

Ama bu derneklerin genel kurullarına katılmış olanlar başka bir şey anlatır. Galatasaray Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi ya da Kadıköy Anadolu Lisesi gibi köklü okulların mezun camialarında, genel kurullar bazen bir siyasi parti kongresi kadar hararetli geçer. Tüzük maddeleri, bütçe kalemleri, aday listeleri ve kuşaklar arası gerilim: Mezunlar derneği siyaseti, Türkiye’nin sivil toplum kültürünün küçük ama yoğun bir laboratuvarıdır.


Kasım Pazarı, Saat 14.15

Yağmurlu bir kasım pazarı. Eski bir mezunlar lokalinin ahşap panelli salonu tıklım tıklım dolu. Vestiyerde ıslak şemsiyeler, duvarda siyah-beyaz okul fotoğrafları, arkadaki çay ocağından yükselen buhar. Yıllardır lokalde çalışan garson, kimin hangi masada oturduğunu ve kimin hangi listeyi desteklediğini ezbere bilerek fincanları dağıtıyor.

Girişteki hazirun masasında ilk tartışma çoktan başlamış. Cebinde devre arkadaşlarından topladığı bir deste vekâletnameyle gelen kıdemli bir mezun ile divan kâtipleri arasında gerilim yükselir:

“Tüzüğe göre bir üye en fazla iki vekâlet kullanabilir beyefendi.”

“Evladım, o madde değişti. Son genel kurul kararını bilmiyorsan divan başkanına soracaksın.”

Ön sırada emekli bir hukukçu, elindeki denetim raporunun bir maddesinin altını kırmızı kalemle çiziyor. Birkaç sıra arkada, bir teknoloji girişiminde çalışan genç bir mezun yanındaki arkadaşına fısıldar:

“Üç saattir mutfak demirbaşlarının amortismanını dinliyoruz. Biz buraya mobil uygulama ve burs fonu önerisi sunmaya geldik.”

Arkadaşı omzuna dokunur:

“Sakin ol. Önce aidatını yatırdığını göster, sonra ‘Sayın ağabeylerim, değerli devre arkadaşlarım’ diye başla. Yoksa ikinci cümlende mikrofonu kapatırlar.”


Neden Bu Kadar Hararetli?

Mezunlar derneklerinin genel kurullarının neden bu kadar gergin geçtiğinin birkaç açıklaması var.

Birincisi, bu dernekler çoğu zaman önemli kaynakları yönetir. Lokaller, sosyal tesisler, bağışlarla oluşmuş burs fonları ve vakıflar, derneklerin ve onlara bağlı vakıfların sorumluluğundadır. Bu kaynakların nasıl kullanılacağı, kime burs verileceği, hangi projenin destekleneceği, doğal olarak tartışma konusudur.

İkincisi, mezunlar derneği üyeleri için dernek, okullarına duydukları bağlılığın kurumsal yüzüdür. Bir bütçe kalemine itiraz etmek, aslında “okulumuzun geleceği nasıl olmalı” sorusuna verilen bir cevaptır.

Üçüncüsü, bu genel kurullarda karşı karşıya gelen insanlar, çoğu zaman meslek hayatlarında da tartışmaya ve müzakereye alışkın kişilerdir: hukukçular, yöneticiler, akademisyenler. Bir genel kurul salonu, onların meslek becerilerini gönüllü olarak sergiledikleri bir sahneye dönüşür.


Kuşakların Soğuk Savaşı

Son yıllarda mezunlar derneklerinde en sık dile getirilen gerilim, kuşaklar arasındadır.

Bir tarafta kıdemli kuşak: Ceketsiz lokale girmeyen, tüzük maddelerini ezbere bilen, okulun törenlerini ve protokol sırasını kutsal sayan mezunlar. Onlar için dernek, okulun hafızasını korumakla yükümlüdür.

Öbür tarafta genç kuşak: Derneği bir mentorluk ağına, kariyer platformuna, dijital bir topluluğa dönüştürmek isteyen mezunlar. Lokalde saatlerce oturmayı vakit kaybı sayarlar; “Neden bir dijital platformumuz yok, neden burs başvuruları çevrimiçi değil?” diye sorarlar.

Mezunların en sevdiği hikâyelerden biri bu iki dünyanın kürsüde karşılaşmasıdır. Genç bir yazılımcı heyecanla dernek kasasını blokzincire taşımayı önerir. Ön sıradaki yaşlı divan başkanı gözlüğünü düzeltir, mikrofona eğilir:

“Evladım, güzel konuşuyorsun. Ama blokzincir bizim kışın su akıtan çatıyı tamir ediyor mu? Gündemin dördüncü maddesine geçiyoruz.”

Salon kahkahaya boğulur. Çay arasında ise fuayede pazarlıklar başlar: Gençlerin oylarını almak isteyen başkan adayı, yönetim kuruluna iki genç mezunu almayı taahhüt eder.


Denetim Raporunun Dili

Genel kurulların en uzun saatleri, mezunların anlattığına göre, denetim raporlarının okunduğu saatlerdir. Ön sıradaki emekli hukukçunun kırmızı kalemle altını çizdiği maddeler, bu saatlerde tek tek tartışmaya açılır.

Bir lokalin kira sözleşmesi, bir tadilatın maliyeti, bir burs fonunun hangi bankada değerlendirildiği… Bu sorular sıkıcı görünebilir; ama bir derneğin şeffaflığı tam da bu soruların sorulabilmesine bağlıdır. Mezunların kendi deyişiyle: “Pilavı herkes sever, denetim raporunu sevmek için biraz yaşlanmak gerekir.”

Genç mezunların bu saatlerde salondan çıkıp fuayede kahve içmesi, kıdemlilerin en çok şikâyet ettiği şeylerden biridir. Kıdemlilere göre dernek, sadece burs ve buluşma değil, hesap sormanın da adresidir.


Kadın Mezunlar ve Yeni Gündemler

Karma eğitime geçen okulların mezunlar derneklerinde, son on yıllarda bir başka dönüşüm daha yaşandı: Kadın mezunların sayısı ve görünürlüğü arttı.

Eskiden yönetim kurullarında nadir görülen kadın mezunlar, bugün pek çok dernekte aktif rol alıyor. Onlarla birlikte gündem de genişledi: Mentorluk programları, kariyer günleri, mezun aileleri için etkinlikler. Kıdemli kuşağın protokol titizliği ile genç kuşağın dijital önerileri arasında, kadın mezunlar çoğu zaman bir köprü işlevi görüyor.


Pilav Günü: Asıl Seçim Kampanyası

Mezunlar derneği seçimlerinin asıl kampanyası, mezunların anlattığına göre, genel kurul salonunda değil, pilav günlerinde yapılır.

Galatasaray’ın 1934’ten beri süren pilavı, Kadıköy Maarif’in haziran ayındaki Talaş Günü ya da diğer okulların bahar buluşmaları, binlerce mezunu bir araya getirir. Bu buluşmalarda başkan adayları devre devre dolaşır, eski arkadaşlarıyla fotoğraf çektirir, gençlerle sohbet eder.

Pilav kuyruğunda yapılan bir sohbet, bir genel kurul konuşmasından daha fazla oy getirebilir. Mezunların bildiği bir kural vardır: Pilav gününe gelmeyen aday, genel kurulda da zorlanır. Kazanın başında kepçe tutan bir adayın fotoğrafı ise, bütün seçim bildirgelerinden daha etkilidir.


Burslar: Ortak Payda

Bütün tartışmalara rağmen mezunlar derneklerinin en az tartışılan konusu genellikle burslardır. Kıdemli kuşak da genç kuşak da, okulun maddi imkânı kısıtlı öğrencilerine destek olunması gerektiğinde hemfikirdir.

Tartışma çoğu zaman bursların nasıl dağıtılacağı üzerinedir: Başarıya mı, ihtiyaca mı göre? Sadece okulda okuyanlara mı, üniversiteye geçmiş mezunlara da mı? Ama bursların varlığı, derneklerin kuruluş amacına en yakın faaliyet olarak herkesin ortak paydasıdır.


Kapanış

Genel kurul akşam saatlerinde biter. Salon yavaş yavaş boşalır, garson fincanları toplar. Yeni yönetim kurulu seçilmiştir; listede iki genç mezun da var.

Fuayede genç yazılımcı, ön sıradaki divan başkanının yanına gider: “Hocam, çatı için bir proje hazırladım.”

Divan başkanı gözlüğünü indirir: “Blokzincirli mi?”

“Hayır hocam. Su yalıtımlı.”

Divan başkanı ilk kez gülümser: “İşte şimdi konuşabiliriz.”