Üniversite sınavı maratonunda 12. sınıf, lise son sınıftan çok bir strateji tahtasıdır. Sayısalda ilk bine girmeyi hedefleyen hırslı bir öğrenci için haftada kırk saatlik okul programı; sınavda çıkmayacak felsefe tahlilleri, din kültürü ödevleri ve beden eğitimi dersleriyle dolu bir “zaman kaybı” olarak görülür.

Bakanlığın son sınıfta açık liseye geçişi istisnai durumlara indiren düzenlemesi bu baskıyı dindirmedi; veli gruplarında ve haberlerde “hayalet okul” diye anılan bir piyasayı büyüttü.

Öğrencinin hiç adım atmadığı, sıraları boş duran ama e-Okul’da her gün “mevcut” yazılan ve dönem sonunda tam notla diploma veren paravan kurumlar; sınav hazırlığının kayıt dışı bir ekonomisine dönüştü.


Perşembe, Saat 11.15: Boş Sıralar

Perşembe sabahı, saat 11.15. Şehrin çeperinde, sanayi sitesine komşu dört katlı gri bir bina. Girişte yaldızlı harflerle “Özel … Bilim ve İnovasyon Anadolu Lisesi” tabelası. Turnikeler boş; koridorlarda ne zil sesi var ne teneffüs kahkahası.

Üçüncü kattaki 12-B’nin kapısı aralanır. İçerisi gerçeküstü bir film setidir:

  • Yirmi dört tertemiz, üzeri çizilmemiş sıra,
  • Tozlu bir akıllı tahta,
  • Ve kürsüde tek başına oturup e-Okul’a yoklama giren müdür yardımcısı Tarık Bey.

Listede yirmi iki isim var; 11. sınıfın sonunda köklü devlet liselerinden nakil gelmiş parlak çocuklar. Hiçbiri sınıfta değil. Kimi Kadıköy’de bir dershanenin ses yalıtımlı bodrum etüdünde integral çözüyor, kimi Maslak’ta bir rezidansta özel fizik koçundan şok seans alıyor, kimi evde deneme sınavı yetiştiriyor.

Tarık Bey “Gelmedi” kutucuklarını boş bırakır, tek tek işler: “Mevcut.” Her yoklama yaprağı, ailelerin bu tezgâha ödediği yüklü “hayalet kayıt” ücretinin karşılığıdır.


Açık Lise Kapısı Kapanınca

Yakın zamana kadar derece hedefleyen pek çok son sınıf öğrencisi, eylülde açık liseye geçerdi. Amaç sabah 08.30 ile 16.00 arasında okulda geçen saatleri kurtarmak, günde on dört saat yalnızca TYT ve AYT’ye çalışmaktı.

Bu yol yasaldı, herkesin gözü önündeydi ve kimseyi kandırmıyordu: öğrenci okulu bırakıyor, diploma notunun bedelini de kendisi ödüyordu. Bakanlık örgün eğitimin saygınlığını korumak gerekçesiyle bu kapıyı daralttığında talep buharlaşmadı; yer altına indi. Okulu bırakmak yasaklanınca, okula gitmiyormuş gibi gitmek bir sektöre dönüştü.

Asıl ironi şurada: bu çocukların önemli bir kısmı, LGS’de yüzde birlik dilimlerle Kadıköy Anadolu Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Ankara Fen Lisesi, İstanbul Atatürk Fen Lisesi ya da Bursa Anadolu Lisesi gibi devlet okullarını kazanmak için yarışmış çocuklardır. O okullar devamsızlığı ciddiye aldığı için veliler başka kapı arar.

Köklü bir devlet lisesinin müdürüyle bir veli arasında geçen türden bir konuşma tıkanmayı özetler: — “Hocam, oğlum bu okula yüzde 0,05’le girdi. Ama son sınıfta her gün sekiz saat okulda oturursa sayısalda ilk bine giremez. Devamsızlıkta biraz esneklik…” — “Beyefendi, ben devletin memuruyum, sahte yoklama tutamam. Çocuğunuz sınırı aşarsa sınıfta kalır.”

Veli ertesi sabah elinde nakil dilekçesiyle gelir: — “O zaman kaydını alıyorum hocam. Bir özel lise, çocuk tek gün gelmeden yüksek ortalama garanti etti. Sistem bizi buna zorluyor.”

Paravan okulların kapalı kapılar ardında velilere söylediği anlatılan cümleler de birbirine benzer: “Çocuk kapımızdan girmeyecek. Devamsızlıktan kalma riski yok. Diploma notu düşmeyecek. O sadece dershanesine gidecek.”


Hayalet Menü

Veli gruplarında dolaşan anlatılara göre piyasada “paketler” bile vardır:

  1. Standart hayalet kayıt: Öğrenci kâğıt üzerinde kayıtlıdır, devamsızlık yazılmaz; ama ortak yazılılara usulen gelmesi istenir.
  2. VIP paket: Öğrencinin binaya adım atmasına bile gerek yoktur; not ortalaması “garantilidir.”
  3. Müfettiş sigortası: Olası bir teftişte acil durum koordinasyonu. Kriz anında veli grubuna “acil kod” atılır, yakındaki öğrenciler bir saat içinde sıralara oturtulur.

Fiyatlar veliden veliye, şehirden şehre değişir; ortak olan tek şey, hiçbir paketin faturasının üzerinde ne satıldığının yazmamasıdır. Kayıt sözleşmesinde “eğitim ücreti” yazar; velinin ödediği ise bir yokluğun bedelidir. Ve bu yokluk, bir derslikteki gerçek öğrencinin varlığından pahalıdır.


Okul Başarı Puanı: Dürüst Öğrencinin Kaybı

Piyasanın asıl yıkımı, sınav sistemindeki adalet duygusudur. Adı Okul Başarı Puanıdır.

Yerleştirmede diploma notu beşle çarpılarak OBP’ye çevrilir ve 0,12 katsayısıyla puana eklenir. Diploma notu 100 olan öğrenci hanesine 60 puan yazdırırken, 85 ortalamalı öğrenci 51 puan alır. Dokuz puanlık fark, tıp ve mühendislik sıralamalarında binlerce kişilik bir uçuruma dönüşebilir.

Anadolu’da bir fen lisesinde gece gündüz çalışıp kıdemli hocalarının zorlu sınavlarından alnının akıyla 88 ortalama alan bir öğrenci düşünün. Öte yanda tek gün derse girmeyen ama karnesine masa başında “100” girilen bir öğrenci. Sınavda aynı neti yapsalar bile ikincisi, satın alınmış bir OBP ile birincisinin önüne geçer ve onun tıp kontenjanını elinden alır. Parası olanın kamu liyakatini en sessiz biçimde gasp ettiği mekanizma budur.


Teftiş ve “Kafeden Öğrenci Toplama” Komedisi

Bakanlık teftişleri bu piyasanın en trajikomik sahnelerini üretir. Anlatılan sahne hep aynıdır:

Kayıtlarda 12. sınıfta yüzlerce öğrenci görünen bir özel liseye sabah habersiz müfettiş gelir. Derslikler bomboştur; bir sınıfta üç öğrenci oturmaktadır.

Müfettiş tutanağa başladığı anda kurucu WhatsApp’ta acil düğmesine basar: — “Müfettiş içeride! Yan sokaktaki kafede oturan bütün çocukları toplayın, üniforması olmayana beden eğitimi tişörtü giydirip sınıfa sokun!”

On beş dakika içinde bilardo salonundan, kafelerden ve büfelerden toplanan yirmi genç sınıflara doldurulur. Müfettişin sorusu gerçeği ortaya çıkarır: — “Evladım, adın ne?” — “Caner hocam.” — “Bu sınıfın listesinde neden hiç Caner yok? Sen 12-A’da mısın?”

Öğrenci yutkunur: — “Hocam valla ben yan binadaki oto galeride çırağım. Müdür ‘Gel sana tost ısmarlayayım, yarım saat sırada otur’ dedi, geldim…”

Müfettiş tutanağı imzalatırken Caner’in tostunun hâlâ sıcak olduğunu fark eder. Bu tür tespitlerin sonu ruhsat iptaline ve savcılığa gider. Ama kapatılan bir tabelanın yerine, anlatılana göre, iki sokak ötede yenisi açılır.


Kapanış: Gerçek Hayatın İlk Amfisi

Haziranda sınav biter, sonuçlar açıklanır. Şişirilmiş OBP’yle parlatılan bazı isimler derece tabelalarına yerleşir; sosyal medyada başarı paylaşımları yapılır.

Eylülde o çocuklar üniversite amfilerine girer. Orada sahte yoklama imzalayacak bir Tarık Bey yoktur; not şişirecek bir kurucu da. Hoca tahtaya ilk diferansiyel denklemi yazar ve yoklama kâğıdını dolaştırır.

Arka sıradaki çocuk kâğıdı alır, adını yazar, bir an duraksar. Lise hayatı boyunca ilk kez kendi yoklamasını kendisi imzalıyordur.