Eylülün ılık bir cumartesi sabahı, saat 09.15. Üsküdar Bağlarbaşı’nda yüksek taş duvarların ardında, ağaçların gölgelediği Üsküdar Amerikan Lisesi kampüsündeyiz.

Tarihi binalardan birinin yüksek tavanlı salonunda havaya taze çay, fırından yeni çıkmış simit ve eski kâğıt kokusu karışmıştır. Masanın etrafında Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın (SEV) yöneticileri ve mütevellileri oturur: iş, akademi, hukuk ve tıp dünyasından mezunlar.

Masanın başındaki, İzmir Amerikan Koleji mezunu başkan önündeki yatırım bütçesi taslağını açıp gülümser: — “Arkadaşlar, gündem yoğun. Bağlarbaşı’ndaki tarihi binaların bakımı, Göztepe’deki tiyatro merkezi, Tarsus’taki yeni fen laboratuvarı… Kaynakları öyle paylaştırmalıyız ki ne İzmir ‘bütçe İstanbul’a akıyor’ desin, ne de Tarsus bir santim geride kalsın.”

Tarsus mezunu bir sanayici, çay kaşığını bardağın kenarına vurup araya girer: — “Başkanım, bilirsiniz, Tarsuslu mektebine laf ettirmez. Stickler Hall’un merdivenlerini Çukurova sıcağında adımlamış hiçbir Tarsuslu kardeş okulun hakkını yemez; ama kendi okulunun payını da kuruşuna kadar savunur.”

Bu oda, Amerikan koleji geleneği ile Türk sivil toplumunun kurduğu en özgün vakıflardan birinin kalbidir.


Bord Heyeti’nden Mezun Masasına

SEV okullarının kökeni, 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında okullar açan Amerikan Bord Heyeti’ne (ABCFM) uzanır.

  • Üsküdar Amerikan Lisesi’nin kökü, 1 Eylül 1873’te İzmit yakınlarındaki Bahçecik köyünde açılan bir kız okuluna dayanır. Okul 1876’da Osmanlı hükümetinden resmi kuruluş izni aldı; bu yıl bugün ambleminde yazar. 1885’te Adapazarı’na taşındı, Birinci Dünya Savaşı’nda binasına el konup askeri hastane yapıldı. 15 Eylül 1921’de Bağlarbaşı’ndaki kampüste yeniden açıldı; Bowker Hall ve Barton Hall o dönemden kalmadır.
  • İzmir Amerikan Koleji 1878’de kız okulu olarak kuruldu; Basmane’den 1923’te Göztepe’ye taşındı, 1986’da karma eğitime geçti.
  • Tarsus Amerikan Koleji 1888’de “St. Paul’s Institute” adıyla açıldı; okulun yakınında Kleopatra Kapısı durur.

Bu okulların yönetimi zamanla Türkiye’de kurulan Sağlık ve Eğitim Vakfı’na geçti. Yabancı bir heyetin kurduğu okulların, kendi mezunlarının da içinde olduğu bir Türk vakfının çatısına girmesi, bu okulların hikâyesindeki en önemli kırılmalardan biridir: Okul artık misafir değil, ev sahibidir. Bugün üç tarihi okul ve SEV’in İstanbul’daki okulu, aynı vakfın çatısı altında kardeş okullardır. Dördü arasında her yıl fen ve sosyal bilimler fuarları ve bir spor festivali düzenlenir.


Üç Şehrin Temsil Satrancı

Vakfın yönetiminde üç okulun mezunları arasında kurulan denge, kurumun en dinamik motorudur. Her okulun mezun profili farklı bir şehir kültürünü temsil eder:

  1. Üsküdar Amerikan: Kız okulu geçmişiyle İstanbul’un finans, sanat ve akademi dünyasına güçlü kadın kuşakları yetiştirdi. Masada metropol aklını ve stratejik planlamayı temsil eder.
  2. İzmir Amerikan: Ege’nin ticaret ve sivil toplum geleneğinden beslenir. Bütçede şeffaflık ve hesap verebilirlik denince ilk söz çoğu zaman onlarındır.
  3. Tarsus Amerikan: Çukurova’dan çıkan bir okul; mezunları arasında Özdemir ve Şevket Sabancı, Muhtar Kent, Ayşe Arman ve Ayhan Sicimoğlu gibi isimler var. Tarsuslular arasındaki dayanışma, lise kültüründe adeta bir efsanedir.

Genel kurullardan önceki akşamlar, nezaketin hiç elden bırakılmadığı ama herkesin kendi okulunun kazanımlarını korumak için kulis yaptığı akşamlardır. Kimse sesini yükseltmez; ama “Bu dönem sıra İzmir’de” ya da “Tarsus’un laboratuvarı ertelenemez” cümleleri bir senato ciddiyetiyle kurulur. Masadan kalkılırken herkes kucaklaşır; ertesi sabah oylar sayılır.


Kardeş Okulların Gündelik Hayatı

Vakıf toplantılarında konuşulanlar, okulların gündelik hayatında somut karşılık bulur. Tarsus’ta 1986’da kaldırılan yatılılık 2002’de geri geldi; okul 2005’te IB Diploma Programı’nı başlattı ve ilk IB mezunlarını 2010’da verdi. Kampüsün en eski ve sembolik binası Stickler Hall’dur; yanında Shepard Hall, Nelson Hall ve Sadık Paşa Konağı durur.

İzmir’de Göztepe kampüsünde Blake Kültür ve Tiyatro Merkezi ile Naomi Foster Kütüphane Medya Merkezi var; yetmiş kadar kulüp ve komite arasında Model Birleşmiş Milletler öne çıkıyor. Okul da IB Diploma Programı sunuyor.

Üç okulun öğrencileri her yıl fuarlarda ve spor festivalinde karşılaştığında, mütevelli masasındaki nazik rekabet sahaya iner. Voleybol maçının skoru bazen bir bütçe kaleminden daha uzun konuşulur.


Redhouse: Okuldan Öte Bir Emanet

SEV’i diğer eğitim vakıflarından ayıran özelliklerden biri, Redhouse markasının vakfın çatısı altında yaşamasıdır. Sir James Redhouse’un 1861’de yayımladığı İngilizce-Türkçe sözlük, Osmanlı aydınlarının Batı dilleriyle tanışmasında önemli bir eşikti. Bugün çantalardaki kırmızı ciltli sözlükler ve çocuk kitapları, bu mirasın devamıdır.

Vakıf toplantılarında yayın raporları da konuşulur. Kıdemli bir mütevelli söz alır: — “Arkadaşlar, Redhouse sıradan bir ticari marka değil. O sözlüklerle büyümüş bir ülkeye karşı sorumluluğumuz var.”

Aynı masada bir lisenin müfredatı, bir sözlüğün dijital dönüşümü ve bir okulun deprem güçlendirmesi aynı ciddiyetle konuşulur.


Bağlarbaşı’nın Koruma Çilesi

Bağlarbaşı’ndaki kampüs, Bowker Hall ve Barton Hall gibi tarihi binalarıyla ayrı bir sorumluluk taşır. Tarihi bir binada bir çatıyı onarmak, bir pencereyi değiştirmek ya da deprem güçlendirmesi yapmak, koruma kurallarıyla aylar süren bir mesai demektir.

Bir toplantıda tarihi binalardan birinin çatısına güneş paneli takılması gündeme geldiğinde, mezun bir mimar gülümseyerek itiraz eder: — “Bu taşları korumakla mükellefiz. Teknolojiyi getirirken siluet bozulmamalı. Koruma kuralları haklı.”

Kampüsün kapasitesi büyüyen talebe yetmeyince vakıf, İstanbul’da yeni bir yerleşkede modern bir okul açma yoluna gitti. O tartışmalarda sorulan soru bugün de sorulur: “Bu yeni okul kardeş mi olacak, rakip mi?” Cevabı her mezunlar gününde biraz değişir.


Burs ve Hizmet

SEV okullarının ortak dili, burs ve hizmettir. Vakıf, Anadolu’nun farklı köşelerinden gelen yetenekli öğrencileri burslarla destekler. Toplum hizmeti projeleri de bu okulların gündelik hayatının bir parçasıdır: Varlıklı bir ailenin çocuğu bir köy okuluna kitap taşırken, bir huzurevinde yaşlıların elini tutarken hayatın başka bir yüzüyle tanışır.

Üsküdar Amerikan bugün CIS akreditasyonuna sahip, IB Diploma Programı ve seçili AP dersleri sunan bir lise. Öğrencilerini LGS’nin üst dilimlerinden alıyor.


Bağlarbaşı Korusunda

Mayısın son günlerinde Bağlarbaşı’nın korusunda bir bankta oturan 1965 mezunu bir hanımefendi, çimlerde voleybol oynayan on beş yaşındaki bir kızla göz göze gelir. Top banka doğru yuvarlanır. Yaşlı kadın topu eğilip alır, geri atar: — “Kaçıncı sınıf?” — “Hazırlık, teyzeciğim.” — “Ben de buradaydım. Altmış yıl önce bu ağaç yoktu.”

Kız ağaca bakar, sonra yaşlı kadına: — “O zaman biz de bir tane dikelim teyzeciğim. Altmış yıl sonra biri gelip sorar.”