Çukurova’nın bereketli topraklarında, Toros Dağları’nın siluetinin altında, binlerce yıllık Tarsus kentinin içinde yeşil bir kampüs uzanır: Tarsus Amerikan Koleji, kısaca TAC. Okulun hemen yakınında antik Tarsus’un anıtlarından Kleopatra Kapısı durur.

İstanbul’un Boğaz manzaralı yabancı kolejlerinden uzakta, Akdeniz güneşi ve narenciye kokuları arasında 1888’de kurulan TAC, Çukurova’nın iş dünyasından Türkiye’nin medyasına uzanan bir mezun ağının merkezidir. Bu hafızanın kalbinde ise kampüsün en eski ve sembolik yapısı Stickler Hall durur.


1888: St. Paul’s Institute

Okul 1888’de “St. Paul’s Institute at Tarsus” (Pavlus Okulu) adıyla açıldı. Tarsus’un seçilmesi tesadüf değildi: Antik çağda Aziz Pavlus’un doğduğu kent, Doğu ile Batı arasında köklü bir kavşaktı. Okul daha sonra bugünkü adını aldı ve 1928’de lise unvanını kazandı.

Bugün TAC, Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV) ve Amerikan Bord Heyeti’ne bağlı. Kardeş okulları İzmir Amerikan Koleji, SEV Özel Lisesi ve Üsküdar Amerikan Lisesi. Bu dört okul her yıl fen ve sosyal bilimler fuarlarında ve bir spor festivalinde buluşur. Robert Kolej ise bu ailenin dışında kalsa da TAC’lilerin gözünde aynı Amerikan okul geleneğinin İstanbul’daki büyük kuzenidir.


Stickler Hall ve “Stickler Ruhu”

TAC kampüsünün en ikonik, mezun fotoğraflarına en çok giren yapısı Stickler Hall’dur. Okulun en eski binalarından biri olan Stickler, hâlâ kampüse hizmet veriyor. Çevresinde Shepard Hall, Nelson Hall, Friendship Hall ve Sadık Paşa Konağı gibi yapılar sıralanır.

İngilizcede stickler kelimesi, “kurallara titizlikle bağlı, ilkelerinden taviz vermeyen” kişi anlamına gelir. Binanın adının nereden geldiği mezunlar arasında farklı biçimlerde anlatılır; ama TAC’liler bu kelimenin okulun karakterine uyduğunu söylemekten hoşlanır. Kuralcı ve ilkeli olmak, mezunların kendi anlatısında bir kusur değil erdemdir.

Mezunların hatıralarında Stickler’ın basamakları, bir TAC’linin hayatındaki önemli eşiklerden biridir. O basamaklarda oturup kampüsü seyretmek, sınav sonuçlarını beklemek, mezuniyet fotoğrafı çektirmek: Her kuşağın kendi Stickler hikâyesi vardır.


Cuma Marşı

TAC’nin en eski geleneklerinden biri, okulun ilk yıllarından beri cuma törenlerinden sonra okunan okul marşıdır. Haftanın son dersinden sonra bahçede toplanan öğrenciler marşı söyler, sonra hafta sonuna dağılır.

Mezunlar bu marşı yıllar sonra bile ezbere bildiklerini söyler. Bir mezun buluşmasında marşın ilk dizesi okununca kalabalığın geri kalanı kendiliğinden katılır; kimse sözleri unutmamıştır.


Yatakhane Kardeşliği

TAC’de yatılılık uzun bir geleneğe sahip. 1986’da kaldırılan yatılılık 2002’de yeniden getirildi. Eski yatılıların anlattığı hikâyelerde Türkiye’nin farklı köşelerinden gelen burslu öğrenciler ile Çukurova’nın köklü ailelerinin çocukları aynı odayı paylaşır.

Çukurova’nın bunaltıcı yaz gecelerinde verandalarda yapılan etütler, gizlice demlenen çaylar ve sabahlara kadar süren İngilizce tartışmalar, bu hikâyelerin değişmez sahneleridir. Bir fabrikatörün oğlu ile bursla gelmiş bir çocuk aynı ranzada uyur, aynı yemekhanede yer; mezun olduktan sonra da birbirini kardeş sayar.


Pamuk Ekonomisinin Okulu

TAC’nin bulunduğu coğrafya, okulun karakterini de belirledi. Çukurova, yirminci yüzyılda pamuk ve tekstil ekonomisinin merkezlerinden biri oldu; Adana, Tarsus ve Mersin’de çırçır fabrikalarından iplik ve dokuma tesislerine uzanan bir sanayi büyüdü.

Bu ekonominin içinden çıkan aileler için İngilizce eğitim veren bir kolej, yalnızca bir okul değil, dünyaya açılan bir kapıydı. İhracat yapan, yabancı makine alan, dış pazarlarla yazışan bir şirketin ikinci kuşağı İngilizceyi Tarsus’ta öğrendi. Sabancı ailesinin iki üyesinin TAC sıralarından geçmesi bu tablonun en bilinen örneğidir.

Ama TAC’nin hikâyesi yalnızca varlıklı ailelerin hikâyesi değil. Bursla gelen öğrenciler, bölgenin küçük kasabalarından sınavı kazanan çocuklar, Çukurova’nın sıcağında aynı sınıflarda oturdu. Mezunlar arasında hâlâ en çok anlatılan hikâyeler, bu iki dünyanın aynı yatakhanede buluştuğu hikâyelerdir.


Dört Okulun Festivali

SEV’e bağlı dört okulun her yıl buluştuğu fuarlar ve spor festivali, TAC’liler için ayrı bir heyecandır. İzmir’den, İstanbul’dan gelen öğrencilerle aynı sahada yarışmak, aynı fuarda proje sergilemek, Amerikan okul geleneğinin ortak bir aile olduğunu hatırlatır.

Rekabet sert ama dostanedir. Maç bittiğinde Tarsuslular misafirlerini çarşıya götürür, humus ve cezerye ısmarlar. Ev sahipliği sırası Tarsus’a geldiğinde okulun en çok övündüğü şey de budur: Kimse Tarsus’tan aç dönmez.


Çukurova’dan Atlanta’ya

Tarsus Amerikan Koleji’nin mezun listesi, Çukurova’nın iş dünyasından küresel şirketlere uzanır. Sabancı ailesinden Özdemir Sabancı ve Şevket Sabancı TAC’de okudu. Coca-Cola’nın CEO’luğuna yükselen Muhtar Kent de okulun mezunlarındandır; Tarsus’tan Atlanta’daki genel merkeze uzanan bu yol, TAC’lilerin en sevdiği başarı hikâyelerinden biridir.

Mezun listesi iş dünyasıyla sınırlı değil. Gazeteci Ayşe Arman, gazeteci-yazar Oral Çalışlar, müzisyen ve televizyoncu Ayhan Sicimoğlu, iş insanı Yaşar Bilgin ve Duran Karaca da TAC mezunları arasında anılır.

Bu kadar farklı yöne dağılan bir mezun listesinin ortak paydası, Çukurova sıcağında İngilizce öğrenmiş olmaktır. TAC’lilerin kendi deyişiyle: “Biz İngilizceyi kırk derecede öğrendik; gerisi kolaydı.”


Bugünün TAC’si

Okul, Amerikan sistemine uygun olarak Amerikalı ve diğer yabancı eğitimcilerin de yer aldığı bir kadroyla yönetiliyor. Fizik, kimya, biyoloji, işletme ve IB dersleri İngilizce, kültür dersleri Türkçe okutuluyor. IB Diploma Programı 2005’te başladı; ilk IB mezunları 2010’da verildi. Okul CIS akreditasyonuna sahip.

Bu programlarla TAC, Çukurova’dan dünya üniversitelerine öğrenci gönderen bir okul olmayı sürdürüyor. Ama mezunlara sorarsanız okulu okul yapan şey programlar değil; Stickler’ın basamakları, cuma marşı ve yatakhanede kurulan arkadaşlıklardır.


Tarsus Çarşısı

TAC öğrencilerinin hayatı, tarihi Tarsus kentiyle iç içe geçer. Hafta sonu çarşıya çıkan öğrenciler, eski sokaklarda dolaşır; Tarsus’un ünlü humusunu, cezeryesini ve şalgamını tatmadan dönmez.

Tarsus esnafı okulun öğrencilerini tanır. Bu samimi kent hayatı, öğrencilere Amerikan müfredatının yanında Anadolu’nun sıcaklığını da taşır.


TAC’nin Yazısız Kuralları

  1. Stickler disiplini: Verilen sözden dönülmez; iş ahlakı her şeyin üstündedir.
  2. Çukurova cömertliği: Bir TAC’li kazancını memleketiyle ve okuluyla paylaşır.
  3. İki dilli kültür: İngilizceyi ana dili gibi konuşurken Çukurova’nın Türkçesini kaybetmemek gerekir.
  4. TAC kardeşliği: Dünyanın neresinde olursa olsun, iki Tarsuslu karşılaştığında aradaki yaş farkı önemsizdir.

Kapanış

Bugün Tarsus’un sokaklarından geçip TAC’nin kapısından girdiğinizde, ilk gördüğünüz şey yine Stickler Hall olur. Basamaklarında birkaç öğrenci oturmuş, sınav sonuçlarını konuşuyor.

Birinin telefonunda bir mesaj belirir: Amerika’dan bir üniversiteden kabul. Arkadaşları bağırır, basamaklarda bir kutlama başlar.

Yüz yılı aşkın süredir aynı basamaklarda aynı sevinç yaşanıyor. Değişen tek şey, haberin artık mektupla değil telefonla gelmesi.