İstanbul ile Kocaeli sınırında, Gebze’nin sanayi tesislerinin ve otoyol kavşaklarının ardında, İzmit Körfezi’ne bakan rüzgârlı sırtlarda bir okul yerleşkesi uzanır: TEVİTÖL, yani Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi.

Yüksek potansiyelli çocuklar için kurulan bu yatılı okul, eğitim dünyasında çoğu zaman bir liseden çok bir “entelektüel manastır” olarak anılır. Burası ne Robert Kolej’in Boğaz manzaralı geleneğine benzer ne de köklü devlet liselerinin asırlık hiyerarşisine. Burası, Türkiye’nin farklı köşelerinden gelen parlak çocukların kendi yalnızlıklarını paylaştığı bir akıl vahasıdır.


Sezai Türkeş’in Okulu

Okulun hikâyesi, Fevzi Akkaya ile birlikte STFA’yı kuran sanayici Sezai Türkeş’le başlar. Limanlar ve büyük altyapı projeleri inşa eden bir müteahhidin en kişisel projesi ise küçük bir okul olacaktı. Türkeş 1990’da, eşi İnanç Türkeş’in adını yaşatacak ve maddi olanakları sınırlı üstün yetenekli çocukları eğitecek bir okul için bir vakıf kurdu. Okul Eylül 1993’te “İnanç Lisesi” adıyla açıldı.

İlk yıllar kolay geçmedi. 1996’da baş gösteren maddi güçlükler nedeniyle yerleşke inşaatına ara verildi. 1997’de sekiz yıllık zorunlu eğitime geçilince okulun ortaokul bölümü kapandı. Bir sanayicinin hayali, Türkiye’nin ekonomik dalgalanmalarına çarpmıştı.

Kurtuluş 2002’de geldi: Okul 10 Temmuz 2002’den bu yana Türk Eğitim Vakfı bünyesinde eğitim veriyor ve adını TEVİTÖL olarak aldı. İnanç Türkeş’in adı ise okulun adında yaşamaya devam ediyor.


En Yalnız Çocukların Buluşma Noktası

TEVİTÖL’e gelen öğrencilerin hikâyesi, mezunların anlattığına göre, çoğu zaman benzer bir kalıpla başlar: Bir Anadolu şehrinde, bir devlet ilkokulunda arkadaşlarıyla ortak konu bulamayan, sınıfın “tuhaf dâhisi” muamelesi gören, sorduğu sorularla öğretmenlerini zorlayan bir çocuk.

Bu çocuklar bir gün kendilerini Gebze sırtlarında bulur. Mezunların en sık anlattığı duygu, ilk günkü ferahlamadır: Artık kimse ona garip gözlerle bakmaz. Yan odadaki arkadaşı gece piyanoda bir prelüd çalışıyordur, karşı odadaki kendi algoritmasını yazmaktadır. Farklı olmak burada bir dışlanma sebebi değil, sıradan bir durumdur.


İlk Gece

Eylülün ilk akşamı, yurt odasında dört yatak, dört dolap ve birbirini hiç tanımayan dört çocuk. Biri Karadeniz’den, biri Ege’den, biri İç Anadolu’dan, biri İstanbul’dan gelmiş. Aileler gitmiş, kampüs sessizleşmiştir.

İlk saat kimse konuşmaz. Sonra biri çantasından bir bulmaca kitabı çıkarır. Öbürü göz ucuyla bakar, bir soruya takılır, sessizce kendi kâğıdına bir şey karalar. Üçüncüsü “o yanlış” der. Dördüncüsü kalkıp tartışmaya katılır.

Gece yarısı olduğunda dört çocuk aynı soru üzerinde kafa kafaya vermiştir. Nöbetçi öğretmen ışıkları söndürmeye geldiğinde kimse uyumamıştır.

Mezunların neredeyse her biri kendi ilk gecesini böyle anlatır. Ayrıntılar değişir, soru değişir; ama hikâyenin sonu hep aynıdır: Hayatlarında ilk kez, kendileri gibi düşünen birileriyle aynı odadadırlar.


Seçme Süreci

TEVİTÖL’e kabul, sıradan bir sınav başarısından farklı bir süreçtir. Vikipedi’ye göre 2019’dan bu yana öğrenci seçimi iki aşamalı. Bakanlığın merkezi sınavında yüksek puan alan öğrenciler okula davet ediliyor; ikinci aşamada bilişsel değerlendirme testi (CAS) ve öğretmen mülakatından geçiyorlar.

Okulun en önemli ilkelerinden biri, öğrencilerin maddi durumlarına bakılmaksızın kabul edilmesi. Burslar, kabulden sonra ailelerin maddi durumuna göre veriliyor. Bu, Sezai Türkeş’in vakfı kurarken koyduğu hedefin, maddi olanakları sınırlı yetenekli çocuklara ulaşmanın bugünkü karşılığı.

Eğitim, bir yılı İngilizce hazırlık olmak üzere beş yıl sürüyor; okul Anadolu lisesi müfredatını uyguluyor. Hazırlık yılı, farklı şehirlerden ve farklı okullardan gelen öğrencilerin aynı çizgiye geldiği, yurt hayatına alıştığı ve birbirini tanıdığı bir geçiş dönemi işlevi görüyor.


Gece Yarısı Teleskop Nöbetleri

Okulun şehir merkezinden uzak konumu, mezunların hatıralarında en çok anlatılan sahnelerden birini doğurur: gökyüzü gözlemleri.

Berrak gecelerde öğrenciler kampüsün açık bir noktasına teleskop kurar. Satürn’ün halkaları, Jüpiter’in uyduları mercekten geçerken uzakta körfezden geçen gemilerin ışıkları parıldar. Teleskop başında kara delikler, görelilik ve evrenin yaşı konuşulur. Rüzgâr yüzleri yakarken içilen sıcak çaylar, mezunların unutmadığı anlardır.


Kütüphanede İmzasız Çözümler

TEVİTÖL’lülerin anlattığı geleneklerden biri, kütüphanede ya da çalışma salonunda bırakılan çözülmemiş problemlerdir. Biri tahtaya ya da bir kâğıda zor bir soru yazar; sonraki günlerde farklı devrelerden öğrenciler birer adım ekler. Soru çözüldüğünde kimse tek başına çözdüğünü iddia etmez.

Bu gelenek, okulun “zekânın kibri yasaktır” ilkesinin gündelik karşılığıdır. Herkesin parlak olduğu bir okulda, parlaklığı göstermek değil paylaşmak değer kazanır.


Rüzgârlı Tepede Zaman

Kampüsün şehirden yalıtılmış olması, öğrencilere dış dünyanın gündelik telaşını unutturur. Mezunların anlattığına göre zaman burada ders zilleriyle değil; laboratuvar deneylerinin süresi, tuvaldeki boyanın kuruma hızı ya da satranç turnuvalarının hamleleriyle ölçülür.

Akşam yemeğinden sonraki serbest saatlerde felsefe tartışmaları açılır: Schopenhauer’in kötümserliği, matematiğin keşif mi icat mı olduğu, sanatın ahlaktan bağımsız olup olamayacağı. Bu çocuklar için entelektüellik bir gösteriş değil, dünyayı anlamanın kaçınılmaz bir yoludur.

Hafta sonları kodlama maratonları da bu ritmin parçasıdır. Yurt çalışma salonlarında sabaha kadar süren projeler, klavye tıkırtıları ve çay bardaklarının şıngırtısı dışarıdaki rüzgâra karışır.


Mezunlar

TEVİTÖL mezunlarının akademik rotası çoğu zaman Türkiye sınırlarına sığmaz. Okulun mezunları hem Türkiye’nin önde gelen üniversitelerine hem de yurt dışındaki üniversitelere gidiyor. Hangi yıl kaç mezunun nereye yerleştiğine dair kamuya açık, düzenli bir istatistik bulmak zor; ama mezun buluşmalarında farklı ülkelerden gelen isimler, okulun ağının ne kadar dağınık olduğunu gösteriyor.

Mezunları diğer seçkin okulların mezunlarından ayıran şey, kendi anlatılarında, okula olan borç duygusudur. Pek çoğu maddi durumuna bakılmadan kabul edilip bursla okumuştur; bu yüzden mentorluk ve burs desteğiyle yeni kuşaklara yardım etmek, mezun ağının en sık konuşulan konusudur.


TEVİTÖL’ün Yazısız Kuralları

  1. Zekânın kibri yasaktır: Zekâ bir üstünlük değil, bir sorumluluktur.
  2. Yalnızlığa saygı: Bir arkadaşın saatlerce susup tavana bakması sorgulanmaz.
  3. Paylaşılan çözüm: Bir çözümü başkasından saklamak en büyük ayıptır.
  4. Teleskop ahdi: Yıldızlara bakmadan bu tepeden mezun olunmaz.
  5. Memleket borcu: Anadolu’nun bir köşesinde keşfedilmeyi bekleyen başka bir yalnız çocuğu bulmak, her mezunun ömür boyu ödevidir.

Kapanış

Gebze sırtlarında gece yarısı. Teleskobun başında iki öğrenci. Biri İstanbul’dan, öbürü Doğu Anadolu’nun küçük bir ilçesinden.

İlçeden gelen çocuk, gözünü mercekten ayırmadan söyler: “Bizim köyde gökyüzü daha karanlıktı. Ama yanımda bakacak kimse yoktu.”

İstanbullu güler, sırasını bekleyerek mercekten uzaklaşır: “Burada ışık fazla. Ama yalnız bakmıyorsun.”