Arnavutköy’ün dik ve dolambaçlı yokuşlarını tırmanıp meşe, kestane ve erguvan ağaçlarının gölgelediği Robert College korusuna adım attığınızda şehrin keşmekeşi bıçak gibi kesilir. Yerini taş binaların ağırbaşlı sessizliğine, korudan yükselen serin esintiye ve koridorlarda yankılanan ayak seslerine bırakır.

Burası yalnızca en üst dilimden öğrenci alan bir özel okul değildir. 1863’te kurulan ve ABD dışında sürekli faaliyet gösteren en eski Amerikan okulu olarak anılan Robert College’dır. Ve bugünkü yerleşkenin mitolojik kalbi, aşınmış basamaklarıyla Bingham Hall ve Gould Hall binalarında atar.


Cyrus Hamlin ve Kırım Savaşı Fırınları

Efsaneyi anlamak için kurucusu Cyrus Hamlin’in sıra dışı kişiliğine inmek gerekir. Amerikalı eğitimci ve misyoner Hamlin, Kırım Savaşı sırasında İngiliz askerleri için ekmek fırını ve çamaşırhane işletmesiyle tanınmıştı; pratik zekâsı okulun da harcı oldu.

Hamlin, New Yorklu hayırsever tüccar Christopher Rhinelander Robert ile tanışınca, her dinden ve milletten gence liberal bir eğitim verecek bir kolej hayalini paylaştı. Okul 1863’te Bebek’te açıldı, birkaç yıl sonra Rumeli Hisarı sırtlarındaki yerleşkeye taşındı. O yerleşkenin ilk büyük binası Hamlin Hall’du; bugün Boğaziçi Üniversitesi’nin güney kampüsünde duruyor.


İki Kolej, Bir Tepe: 1971

Bugünkü Robert College’ın Arnavutköy kampüsü, aslında başka bir okulun evidir. 1871’de kurulan kardeş okul Amerikan Kız Koleji, uzun yıllar bu tepede eğitim verdi. 1971’de Robert College’ın yükseköğretim bölümü Türk hükümetine devredildi ve Rumeli Hisarı’ndaki arazide Boğaziçi Üniversitesi kuruldu. Aynı yıl ortaöğretim bölümü Kız Koleji ile birleşerek Arnavutköy’deki kampüse geçti.

Böylece iki geleneğin hikâyesi tek bir tepede buluştu: erkek kolejinin münazara ve mühendislik disiplini ile kız kolejinin edebiyat, tiyatro ve sosyal bilimler birikimi. Bingham Hall’ın ve Gould Hall’un basamaklarını aşındıranlar, bu yüzden iki ayrı okulun öğrencileridir.


Bingham Hall’un Basamakları

Kampüsün en zarif yapılarından biri olan Bingham Hall, okul mitolojisinin dönüm noktasıdır. Hazırlık sınıfında on üç-on dört yaşlarında bu binaya giren çocuklar yüksek tavanlar, ahşap lambriler ve geniş merdivenlerle karşılaşır.

Basamakların orta kısımlarının kuşaklar boyu inip çıkan öğrencilerin adımlarıyla aşınmış olması, okulun en sevdiği görüntüdür. Mezunlar yıllar sonra kampüse döndüğünde ilk iş o çukurlara bakar; bir kısmını kendilerinin açtığından emindirler. Hesap basittir: Beş yıl, günde birkaç kez, aynı basamak. Bir merdiveni aşındırmak için bir ömür gerekmez; bir okul yeter.


Gould Hall ve Kütüphane

Kampüsün akademik merkezi Gould Hall, mezunların hafızasında geniş lobisi ve kütüphanesiyle yer eder. Sınav dönemlerinde yatılıların sessizce ders çalıştığı salonlar, mezuniyet resepsiyonlarının ve konukların ağırlandığı mekânlardır.

Kütüphanenin ahşap çalışma masalarında, Boğaz’a bakan pencerelerin önünde geçirilen bir akşam etüdü, öğrenciye yüzyıllık bir geleneğin parçası olduğu hissini verir. Bu his, sınav haftasında biraz azalır; yerini kahve makinesinin önündeki kuyruğa ve “kim hangi masayı kaptı” pazarlığına bırakır. Kütüphanede yer bulmanın kuralları hiçbir yönetmelikte yazmaz, ama hazırlık sınıfından itibaren herkes öğrenir: Erken gelen pencereyi alır, geç gelen radyatörün yanını.


Kalemi Burada Bilenenler

Arnavutköy kampüsünün kız koleji yılları, Türk düşünce ve edebiyat hayatına önemli isimler kazandırdı. Edebiyat tarihçisi ve çevirmen Mina Urgan, sosyolog ve siyasetçi Behice Boran ve Rahşan Ecevit, bugün Robert College adını taşıyan Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde okudu. Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları, o dönemin İstanbul aydın çevresini anlatan en sevilen kitaplardandır.

Erkek kolejinin mezunları arasında ise Bülent Ecevit, Orhan Pamuk ve kimya eğitimini sonradan Almanya’da tamamlayan Nejat Eczacıbaşı gibi isimler vardır. İki okulun mezunları bugün aynı derneğin, aynı yıllığın sayfalarında buluşur.


Tevfik Fikret ve Aşiyan Komşuluğu

Kolejin entelektüel ikliminin en derin köklerinden biri, büyük şair Tevfik Fikret’tir. Fikret, Robert College’da uzun yıllar Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı; okulun hemen yakınındaki yamaçta, planını kendi çizdiği evi Aşiyan’ı yaptırdı. Bugün müze olan Aşiyan, Boğaz’a bakan penceresiyle kolej tepesinin komşusudur.

Kolejli gençler için Fikret sadece bir öğretmen değil, hürriyet idealinin bir simgesiydi. Galatasaray’ın da müdürü olan Fikret, iki okul arasında görünmez bir köprü gibi durur: İki rakip okulun ortak hocası, iki camianın da sahiplendiği bir isim.


Koru ve Bugünkü Okul

Kampüsün içinden Arnavutköy ve Bebek sırtlarına inen ormanlık patikalar, her yatılı okulda olduğu gibi gece hikâyelerine elverişli bir sahnedir. Ama bugünkü Robert College’ın gündelik hayatı korudan çok sınıflarda ve kulüplerde geçer.

Eğitim, ilk yılı İngilizce hazırlık olmak üzere beş yıl sürer. Fen, matematik, edebiyat, beden eğitimi, resim ve müzik İngilizce; Türkçe, Türk dili ve edebiyatı ile sosyal bilimler Türkçe okutulur. Okul her yıl merkezi sınavın en üst diliminden 180 ile 220 arasında öğrenci alır; toplam öğrenci sayısı bin civarındadır. Gündüzlü öğrencilerin yanında yatılılar da vardır. 2015’te okulda yüze yakın öğrenci kulübü bulunuyordu; kulüp sayısının öğrenci sayısının onda birine yaklaşması, Robert’te boş bir öğle arası bulmanın neden zor olduğunu da açıklar.

Hazırlık sınıfındaki bir öğrenci için bu kulüp listesi bir menü gibidir: münazara, tiyatro, robotik, model BM, gazete. İlk haftanın sonunda çoğu öğrenci üç kulübe yazılmış, ikisinin toplantı saatinin çakıştığını fark etmiştir. Bu da okulun öğrettiği ilk derslerden biridir: Her şeye yetişemezsin, seçmen gerekir.


Mezun Ağı

Robert College mezunları kendilerini devre yıllarıyla tanıtır: “RC 68”, “RC 84”. Dünyanın neresinde olursa olsun iki Robertli bu kısa kodla saniyeler içinde kaynaşır. New York’ta bir bankada, Londra’da bir hukuk bürosunda ya da İstanbul’da bir yönetim kurulunda karşılaşan iki mezun arasında kurulan dayanışma, okulun yazılı olmayan anayasasının yaşayan kanıtıdır.


Yazılı Olmayan Kurallar

  1. Akademik dürüstlük: Kopya ve intihal affedilmez; dürüstlük her başarının önündedir.
  2. Basamak saygısı: Bingham Hall’un aşınmış basamaklarında koşulmaz; o taşların ağırlığına uygun bir vakarla yürünür.
  3. İki dilli derinlik: Robertli Türkçeyi de İngilizceyi de özenle konuşur; dilde özensizlik hoş karşılanmaz.
  4. Koruya hürmet: Kampüsteki ağaçlar ve patikalar bir emanettir.
  5. Ömür boyu aidiyet: Mezunlar gününe gelmek ve yeni mezunlara yol göstermek her Robertlinin borcudur.

Bugün Arnavutköy tepesinde ikindi güneşi Bingham Hall’un pencerelerine vurur. Merdivenden koşarak inen bir hazırlık öğrencisini, basamakta oturan bir son sınıf durdurur: — “Yavaş. Bu taşları biz aşındırdık, sen de aşındıracaksın. Acele etme; daha beş yılın var.”