Her yıl haziranın ortasında, üniversite sınavlarının ve IB maratonunun hemen ertesinde, Boğaz’ın beş yıldızlı otellerinde benzersiz bir karnaval sahnelenir. Robert College, Üsküdar Amerikan Lisesi, Koç Okulu ve Saint-Joseph Fransız Lisesi gibi okulların son sınıfları, çocuklukla yetişkinlik arasındaki o ince çizgiyi geçerken arkalarında küçük bir servet değerinde harcama fırtınası bırakır.

Dışarıdan bakınca bu, gençlerin liseye duygusal vedasıdır. Oysa saray otellerinin rıhtımından sabaha karşı Şile ve Kilyos sırtlarındaki kiralık villalara uzanan bu hat; balo komitelerinin bütçe diktatörlüğünün, velilerin sessiz mücevher rekabetinin ve “alkolsüz gala” formalitesinin bileşimidir.


Rıhtımda Saat 19.30: Kırmızı Halı ve 17 Yaş Smokinleri

Haziranın ılık bir cuma akşamı, saat 19.30. Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki sahil yolunda trafik durmuştur. Otelin kapısına ağır ağır ilerleyen konvoy bir düğün alayına benzemez: siyah camlı VIP minibüsler, mat siyah spor arabalar ve gençlerin kendi aralarında tuttuğu beyaz limuzinler.

Kırmızı halıya ilk adımı atanlar 17-18 yaşındaki son sınıf öğrencileridir; ama tavırları bir diplomatik resepsiyon ciddiyetindedir. Delikanlılar saten yakalı smokinleriyle yürürken kızlar Nişantaşı modacılarının elinden çıkmış ipek tafta tuvaletlerinin eteklerini toplar.

Girişteki veli kalabalığında gözler birbirini süzer. Bir annenin fısıltısı: — “Aylin hayatım, Defne’nin elbisesini nereden aldınız? Kumaşın dökümünden belli. Bizim terzi Şişli’de aynısını çalıştı ama arkadaki drapeyi oturtamadı…”

Aylin Hanım bileğindeki su yolunu düzeltir, zafer kazanmış bir edayla gülümser: — “Ne terzisi canım… Sınavlar biter bitmez Roma’ya uçtuk. Kızımın mezuniyeti bir kere oluyor, sonra zaten Columbia’ya gidecek.”

Birkaç metre ötede iki babanın sohbeti başka bir kulvardadır: — “Turgut Bey, oğlana mezuniyet hediyesi ne düşündünüz? Ben ufak bir şehir arabası bakıyordum, bizimki ‘baba herkes elektrikli SUV’la geliyor’ diye tutturdu.” — “Ah sorma… Kuaför, makyöz, elbise derken daha kapıdan girmeden yüz bini geçtik!”

Flaşlar, gimbal taşıyan prodüksiyon ekipleri ve Boğaz’ın tuzlu lodosu birbirine karışırken, gençlerin heyecanı ile ailelerin statü yarışı rıhtım mermerinde somut bir gerilime dönüşür.


Balo Komitesi Diktatörlüğü

Gecenin asıl karar organı, ekimde seçilen 12. Sınıf Balo Komitesidir. Okulun en popüler ve organizasyonda en yırtıcı üç-dört öğrencisinden oluşan bu heyet, sene boyunca bir etkinlik ajansı gibi çalışır.

Komite kış boyunca, gerekirse ders asma pahasına, Boğaz’ın balo salonlarını teftiş eder: Çırağan’ın salonları, Four Seasons Bosphorus, Swissôtel’in Boğaz’a bakan salonu, Yeniköy’deki Sait Halim Paşa Yalısı. Satış direktörleriyle pazarlıklar kıran kırana geçer. Gala yemeği, alkolsüz içecek paketi, ses-ışık ve dekorasyon dahil kişi başı bilet, veli gruplarındaki hesaplara göre yirmi bin lirayı rahatça aşar (editoryal tahmin); anne-babasıyla gelen öğrencinin ailesi için kapı bileti tek başına ciddi bir kalemdir.

Komitenin sınıf WhatsApp grubundaki rejimi ise tam bir otokrasidir. Martta gruba düşen bir ses kaydı: — “Arkadaşlar selam. Otel ses düzeni için ekstra para istedi. Ayrıca beş katlı altın varaklı pasta ve konfeti robotu koyduruyoruz; bilet başı biraz daha ekledik. Pazartesi 17.00’ye kadar IBAN’a göndermeyenleri oturma planına almıyoruz. İtiraz edenler yıllıkta fotoğrafının altına bakmasın!”

Drone çekimi, röportaj köşesi, foto-kabin: prodüksiyon da başlı başına bir sektördür ve faturası yine komitenin elindedir. Kararları sorgulayan, kendini kolon arkasındaki kör masada bulur.


Okulun Kutsal Formalitesi: Alkolsüz Sözleşme

Organizasyonun en büyük paradoksu, mevzuat ile 17 yaşın talepleri arasındaki uçurumdur. 18 yaş altına alkol servisi yasaktır. Okul müdürlükleri de ellerini yıkamak için velilere bir taahhütname imzalatır:

“Çocuğumun katılacağı balonun tamamen alkolsüz bir yemek organizasyonu olduğunu, etkinliğin 23.30 itibarıyla sona ereceğini ve bu saatten sonraki hiçbir hadiseden okul yönetiminin sorumlu tutulamayacağını kabul ederim.”

Masalara resmi olarak vişne ve elma suları dizilir. Mezunların yıllar sonra güle güle anlattığı hikâyeler ise abiye çantalarına saklanan küçük mataralarla doludur.

Saat 23.15’te sahneye çıkan müdür yardımcısı papyonunu gevşetir: — “Sevgili mezunlarımız, değerli velilerimiz… Resmi programımız burada sona ermiştir. Hepinize hayat boyu başarılar dilerim. Okul yönetimi olarak aranızdan ayrılıyoruz.”

Müdür yardımcısının servis kapısından çıkıp arabasına bindiği saniye, gecenin resmi faslı biter.


Gece Yarısı Kilyos Seferi

Otelin ışıkları söndüğünde kimse eve dönmez. Lise hiyerarşisinde balodan daha prestijli eşik, after-party villasıdır.

Komite aylar önceden Kilyos, Riva ya da Şile sırtlarında yüksek duvarlı, havuzlu bir villayı iki geceliğine kiralamıştır. Kapıya iki güvenlik görevlisi dikilir; listede adı olmayan bahçeye adım atamaz.

Smokin ceketleri fırlatılır, kızlar topukluları çıkarıp spor ayakkabı giyer. Havuz başındaki DJ kabininden yükselen müzik Karadeniz’in dalgalarına karışır. Saat 04.00’te kapıya yanaşan minibüsten pudra şekerli börekler ve tepsi tepsi simit iner.

Şehirdeki veli grubunda ise 03.30 sularında hafif bir panik başlar: — “Hanımlar kusura bakmayın… Can’ın telefonu çekmiyor, konumu Kilyos orman yolunda donup kalmış. Villadaki çocuklara ulaşabilen var mı?”

Deneyimli bir baba yanıt verir: — “Meltem Hanım rahat olun, şarjları bitmiştir. Bizim büyük oğlanın senesinde de aynısı oldu. Saat sekiz gibi gelirler.”


Veda Gecesinin Kuralları

Yıllar içinde kemikleşmiş kurallar da vardır:

  1. Kravat avamlıktır, papyon mecburidir. Kravatla gelen delikanlı için hemen hüküm verilir: “Banka müfettişi gibi gelmiş.”
  2. Burslular sessizce kollanır. Köklü okulların bazılarında komite, burslu arkadaşlarının bu geceden mahrum kalmaması için bilete ufak bir pay ekler; smokin kirası kimseye hissettirilmeden karşılanır.
  3. Veliler saat 22.00’de pisti boşaltır. İlk dansın ardından lobi barına geçmeyen ve çocuğuyla dans etmeye çalışan veli, çocuğuna lise tarihinin en büyük utancını yaşatmış sayılır.
  4. Öğretmen masası dokunulmazdır. Emektar edebiyat hocasının masasına gelen öğrenci ceketini ilikler.
  5. After-party listesi referandumdur. Balo parası veren herkes baloya girer; villa listesine alınmamak ise o lisenin sosyal hafızasından silinmektir.

Kapanış: Sabah 05.30, Kilyos Kumsalı

Güneş Karadeniz’in üzerinden ağır ağır yükselirken gecenin büyüsü çözülür. Kumda unutulmuş tek bir stiletto, nemden kırışmış bir smokin gömleği ve çimlere fırlatılmış saten bir kokart kalır.

Birkaç saat önce dünyayı fethetmeye hazır görünen gençler sabah ayazında birbirlerine sarılıp ağlamaya başlar. Bir ay sonra bavullar toplanacak; Londra, Boston, Amsterdam uçaklarına binilecektir.

Okul marşı son kez söylenir. İkinci kıtada sesler dağılır, birkaç kişi gözlerini siler, biri telefonunu çıkarıp kaydetmeye çalışır. Sonra komite başkanı boğazını temizler ve gecenin son resmi duyurusunu yapar: — “Arkadaşlar, villa saat on ikide boşalıyormuş. Depozito için komiteye IBAN atmayan kaldı mı?”