Köklü özel okullarda ve yabancı liselerde ocak ayının son haftası, sadece karne dağıtımı demek değildir. Sömestr, kolej takviminde pedagojik bir dinlenme aralığından çok, statü yarışının en görünür olduğu sezondur: kış kampları.
Dışarıdan bakınca bunlar gençlerin dağ havası alıp spor disiplini kazandığı masum kış etkinlikleridir. Oysa Kartalkaya’dan başlayıp Fransa ve İsviçre Alplerine uzanan bu rotalar, kişi başı binlerce euroya varan bütçeleriyle kolej dünyasındaki sınıf farkının kar üstündeki izdüşümüdür.
Dış Hatlar, Saat 05.45: Cenevre Kontuarında Defile
Ocak ayının dondurucu bir cumartesi sabahı, saat 05.45. İstanbul Havalimanı dış hatlar terminalinde, Cenevre ve Zürih kontuarlarının önünde alışılmışın ötesinde bir kalabalık var.
14-17 yaş arası bir okul kafilesi gruplar halinde bekleşiyor. Ortam bir okul gezisinden çok bir kış defilesine benziyor: fosforlu kaz tüyü montlar, kar botları, yanlarında korumalı profesyonel kayak çantaları. Alüminyum bavulların tekerlek sesleri mermerde yankılanıyor.
Kafileyi uğurlayan veliler son brifingleri veriyor. Bir anne, kahvesini yudumlayarak yanındaki sınıf annesine sesleniyor: — “Şebnemciğim, çocukların odaları Chamonix’deki o butik şaleye ayarlandı değil mi? Bizim Alp geçen sene Val d’Isère’de Fransız hocayla çalıştı, bu sene siyah pistten aşağısına inmiyor. İki takım termal içlik daha koydum; Alplerin ayazı Kartalkaya’ya benzemez.”
Şebnem Hanım gözlüğünü saçlarına iter: — “Tabii canım. Özel eğitmen de ayarlandı. Yalnız valizleri fazla doldurmuşuz; kamp ücretinin üstüne kontuarda bir de fazla bagaj ücreti çıkardılar! Çocukların morali bozulmasın diye kartı uzattım hemen.”
Birkaç metre ötede okulun emektar beden eğitimi öğretmeni, elinde kırk beş pasaportluk desteyle uykulu öğrencileri sayarken kontuar şefiyle tartışmaktadır: — “Memur Bey, bu kayak çantaları spor ekipmanı, neden her biri için ayrı ücret kesiyorsunuz? Biz her sene okulca gidiyoruz!”
Arkadaki bir baba kartını POS cihazına dokundurur: — “Hocam boş verin, uçak kaçacak. Kaç paraysa çekin kardeşim.”
Terminalden yükselen Cenevre anonsu, bir haftalık Alp rüyasını başlatır.
Coğrafi Kast Sistemi
Kolej dünyasında kış tatilinin coğrafyası kilometreyle değil, katı bir sosyal hiyerarşiyle ölçülür:
- Uludağ, terk edilmiş eski başkent: 1970’lerin ve 80’lerin kolej nostaljisinde efsanevi bir yeri olan, pek çok okulun ilk kış kampına ev sahipliği yapan Uludağ, bugünün kolej velisi tarafından neredeyse aforoz edilmiştir. “Günübirlikçiler bastı, mangal dumanından kayılmıyor” argümanı Uludağ’ı nostaljik bir anıya çevirmiştir. Kantinde Uludağ’a gittiğini söyleyen öğrenci hafif acıma dolu bakışlarla karşılanabilir.
- Kartalkaya, beyaz yakalının güvenli limanı: Bolu Köroğlu Dağları’ndaki Kartalkaya, üst-orta sınıf veli için kabul edilebilir asgari yerli standarttır. Hafta sonu konaklaması aile bütçesini zorlasa da, euro hesabı yapmak istemeyenlerin sığınağıdır. Burası Levent-Etiler hattının karlı versiyonudur.
- Alp aristokrasisi: Chamonix, Courchevel, Val d’Isère, St. Moritz. Hiyerarşinin tartışmasız zirvesi. Uçak, transfer, skipass, şale ve özel eğitmenle fatura binlerce euroyu bulur. Bir velinin WhatsApp grubuna “Bizim oğlan bu sene Courchevel’de Trois Vallées pistlerini turlayacak” yazması, gruptaki bütün yerli tatilcileri tek hamlede susturan sosyal bir nükleer silahtır.
Sömestr Dönüşü: Gözlük İzi
Şubatın ikinci pazartesi sabahı, ikinci dönemin ilk zili çaldığında koridorlarda görünmez ama derin bir fay hattı yarılır.
Ayrışmanın en somut göstergesi kayak gözlüğü izidir. Yüksek irtifa güneşiyle yanakları ve burnu kıpkırmızı yanmış, gözlerinin çevresi bembeyaz kalmış öğrenciler kantin masalarında birer zafer anıtı gibi oturur.
Masadaki sohbet bir kış sporu jargonu resitalidir: — “Oğlum Courchevel’deki son siyah pist buzlanmıştı, az kalsın yuvarlanıyordum. Ama après-ski’de DJ efsaneydi.” — “Bizim grupta hoca beni direkt slalom takımına seçti. Seneye Zermatt’a gidersek board’a geçeceğim.”
Masanın öbür ucunda sessizlik vardır. Sömestri Kadıköy’de bir etüt merkezinde soru bankası çözerek ya da Erenköy’deki anneannesinin evinde televizyon izleyerek geçiren burslu öğrenci montunun fermuarını boğazına kadar çeker. Cenevre çikolataları açılırken gözlerini kaşarlı tostuna dikmiştir.
İlk derste genç edebiyat öğretmeninin iyi niyetle sorduğu soru sınıfı bir anda dondurur: — “Evet arkadaşlar, tatil nasıl geçti? Nerelere gittiniz?”
Ön sıralardan üç parmak kalkar, Alp maceraları anlatılır. Arka sıralardan çıt çıkmaz. Rehberlik servisinin “kapsayıcılık” bültenleri, bu on saniyelik sessizlik karşısında hükümsüz kalır.
Ekipman Fetişizmi ve Kiralık Kask
Kış kampları nerede kayıldığı kadar neyle kayıldığının da acımasız bir arenasıdır:
- Board mu, kayak mı? Snowboard “asi ve havalı” bir alt kültürdür; klasik çift kayak ise “eski zengin, disiplinli aile” geleneğidir.
- Kiralık ekipman damgası: Arkasında sarı boyayla numara yazılmış bir kask ya da üzeri çizik kiralık takım, akranlar arasında hemen fark edilen sınıfsal bir kusurdur.
- Logo diplomasisi: Her fotoğrafta montun kolundaki küçük logo kadraja girmelidir; yoksa o fotoğrafın hiçbir sosyal getirisi yoktur.
Kafeteryada bir öğrencinin acımasız esprisi bu kültürün özetidir: — “Can, o kaskın arkasında niye ‘Kaya Rent 42’ yazıyor abi? Dağdan ödünç mü aldın, müze deposundan mı?”
Kar Üstündeki Kurallar
- Siyah piste inemeyen akşam şöminesinde konuşamaz. Mavi pistte eğitmen gözetiminde kayanlar “çocuk grubu”dur; fondü masasının liderliği siyah pistten dik inenlere aittir.
- Fransız eğitmen dokunulmazlığı. Kafileyle giden beden eğitimi öğretmeni sabah sayımı yapar, akşam lobide nöbet tutar. Pistteki ders ise mutlaka ESF bröveli yerel eğitmenden alınır.
- Konum etiketi protokolü. Fotoğrafa asla sadece “Fransa” yazılmaz; konum “Courchevel 1850” olmalıdır. İrtifa, statünün kendisidir.
- Gönderemeyen velinin dijital orucu. Çocuğunu Alplere gönderemeyen veli o iki hafta sınıf grubuna tek fotoğraf atmaz; mahcubiyet sessizlikle kamufle edilir.
- Après-ski masasında portföy sohbeti. Akşam dağ lokantasında sıcak şarabını yudumlayan veliler çocukların sporunu değil, Londra emlak piyasasını ve yazın Göcek’te bağlanacak teknenin marina kirasını konuşur.
Kapanış: Eriyen Kar
Pazar gecesi Cenevre uçağı Marmara’nın üzerinden alçalıp İstanbul’un sisli pistine teker koyduğunda bir haftalık rüya biter. Bavullardan kirli termal içlikler çıkar, bagajdan kenarı çatlamış bağlamalar.
Pazartesi montlar vestiyere asılır, kar botları yerini okul ayakkabılarına bırakır. Akıllı tahtaya yine türev formülleri ve deneme netleri yansır. Bu sahneler belli bir okula ait değil; ama Koç Okulu, Robert College, Hisar Okulları, Üsküdar Amerikan Lisesi ya da TED Ankara Koleji gibi okulların hangisinin kantinine girseniz, sömestr dönüşü aynı soru sorulur: tatil nasıldı?
Teneffüste burslu çocuk, gözlük izli arkadaşının yanına oturur: — “Siyah pist nasıldı?” — “Korkunçtu. Senin tatil?” — “Ben de siyah pistteydim. Fizik soru bankasının son ünitesi.”
İkisi birlikte güler. Gözlük izi bir haftada solar; soru bankasının fizik ünitesi ise YKS’ye kadar kalır.



