Özel okullarda okuyan çocukların anne babaları için, okul hayatının en gergin mikro-iktidar alanı ne okul yönetimi ne de bakanlık koridorlarıdır. O alan, telefon ekranındaki yeşil ikonlu sohbet penceresidir: veli WhatsApp grupları.

Dışarıdan bakıldığında bu gruplar, servisin gecikmesini haber vermek, ödevin sayfa numarasını teyit etmek ya da kermes için kek listesi yapmak için kurulmuş masum panolar gibi görünür. Ama içindekiler bilir: Yirmi beş-otuz ailenin bütçesi, yaşam tarzı ve sosyal konumu, burada her gün sessizce sınanır.

Veli grubunda bulunmuş herkes, en az birini tanıyacaktır.


Pazar Akşamı, 21.45

Pazar gecesi. Telefon durmadan titreşiyor; ekranda kırk yedi yeni bildirim: “5-B Veli İletişim Grubu”.

Grubun hâkimi, eylüldeki ilk veli toplantısında “Ben seve seve üstlenirim” diyerek sınıf temsilciliğini alan Begüm Hanım. Eski bir kurumsal iletişim yöneticisi; bütün organizasyon yeteneğini şimdi 5-B’ye adamış.

Begüm Hanım’ın mesajı bir genelge ciddiyetindedir:

“Sevgili 5-B velileri, yarınki bilim şenliği için maketlerin ebadı 50x70 cm olacaktır. Bilgi kirliliği olmaması adına lütfen bu mesajın altına ‘teşekkürler’ yazmayalım, sadece emojiyle tepki verelim. Sevgiler, Begüm (Alp’in annesi) 🌸”

On iki saniye sonra zincir başlar. “Cevap yazmayın” uyarısına rağmen on sekiz veli peş peşe yazar: “Çok teşekkürler Begümcüğüm 🙏”, “Emeğine sağlık canım ❤️”, “İyi ki varsın 👏”.

Kuralı ilk çiğneyenler, ironik biçimde kuralı koyana en sadık olanlardır. Grupta hiçbir şey yazmayan iki çalışan anne ise ekrana bakıp suçluluk ile bıkkınlık arasında gidip gelir.


24 Kasım Sendromu

Veli gruplarında ekonomik farkların en görünür olduğu dönem, Öğretmenler Günü arifesidir.

Kasımın ikinci haftasında Begüm Hanım beklenen mesajı atar: Sınıf öğretmenine ve branş öğretmenlerine ortak, “prestijli ve kalıcı” bir hediye alınacak; kişi başı katkı payı belirlenmiş, IBAN aşağıda.

Mesaj grupta soğuk duş etkisi yaratır. Aynı sınıfta, bir sanayicinin çocuğu ile okulun bursluluk sınavını kazanmış, babası araştırma görevlisi olan bir çocuk yan yana oturur. Belirlenen tutar, bir aile için bir akşam yemeği hesabıyken, öbürü için ayın mutfak bütçesinin önemli bir kısmıdır.

On beş dakikalık bir sessizliğin ardından burslu çocuğun annesi cesaretini toplar: “Öğretmenlerimiz adına bir burs fonuna ya da fidan bağışına topluca katkı yapsak, hem daha anlamlı hem bütçe açısından daha kapsayıcı olmaz mı?”

Mesaj anında okunur; kırk dakika boyunca kimse cevap vermez. Sonra varlıklı velilerden biri yazar: “Fidan her zaman olur ama bu yıl öğretmenimizin emeği bambaşka. Eksik kalan payı biz tamamlarız.”

Öneriyi yapan anne o günden sonra grupta “uyumsuz” olarak anılır.


Grup İçinde Gruplar

Veli hiyerarşisinin en karmaşık yapısı, tek bir resmî grubun altında çatallanan “paralel” gruplardır. Velilerin anlattığına göre tipik bir sınıfın dijital haritası şöyledir:

  1. Resmî okul grubu: Öğretmenin de bulunduğu, kimsenin gerçek düşüncesini yazmadığı vitrin grubu.
  2. Veliler grubu: Sınıf temsilcisinin yönettiği, ödevlerin ve bütçelerin konuşulduğu ana alan.
  3. Kahve grubu: Birbirini sosyal olarak denk gören birkaç velinin, ana gruptaki diğerlerini konuştuğu küçük çevre.
  4. Muhalifler grubu: Yüksek bütçelere itiraz eden, temsilcinin otoritesinden bunalanların dertleştiği yer.

Bir velinin hangi grupta olduğu, sınıftaki gerçek konumunu gösterir. Kahve grubunda yazılması gereken bir yorumun yanlışlıkla ana gruba atılması ise, velilerin anlattığı en büyük felaketlerden biridir.


Doğum Günü Davetiyeleri

Pek çok okulun rehberlik servisi, yıl başında velilere aynı uyarıyı yapar: Doğum günü partilerine ya bütün sınıfı davet edin ya da organizasyonu okul dışında tutun.

Ama bu kural sık sık çiğnenir. Hafta sonu düzenlenen bir partiye sınıftan on altı çocuk davet edilir, dört çocuk davet edilmez. Pazartesi sabahı dolapların önünde konuşmalar başlar:

“Dün Emir’in partisi çok güzeldi, sen neden gelmedin Ali?”

On bir yaşındaki Ali başını eğer: “Bizim… anneannemin randevusu vardı da.”

Fotoğraflar sosyal medyaya düştüğünde, davet edilmeyen çocukların anneleri grupta görünmez hale gelir.


Sömestr Tatili Diplomasisi

Ocak ayında grubun gündemi tatil planlarıdır. Bir veli masum görünen bir soru atar: “Sömestrde kayak kampına kimler gidiyor?”

Cevaplar peş peşe gelir: Kimi yurt dışındaki bir kayak merkezinden, kimi Türkiye’deki bir dağ evinden söz eder.

Tatilini memleketinde ya da evde geçirecek ailelerin velileri ise ekrana bakar. Bazıları, çocuğu okula döndüğünde “tatilde ne yaptın” sorusuna cevap verebilsin diye son dakika tur aramaya başlar. Veli grubu, kimsenin açıkça istemediği bir harcama yarışını sessizce yönetir.


Babalar Nerede?

Veli gruplarının dikkat çekici bir özelliği, üyelerinin büyük çoğunluğunun anne olmasıdır. Babalar ya hiç grupta değildir ya da yalnızca resmî duyurularda bir ”👍” ile görünür.

Bu tablo, çocuk bakımı ve okul işlerinin yükünün kimin omzunda olduğunu da sessizce gösteriyor. Çalışan anneler için veli grubu, mesai saatlerinin arasına sıkışan ikinci bir iş gibidir. Toplantıda olan bir anne telefonuna baktığında, yetmiş yeni mesaj ve kaçırdığı bir kek listesi bulur.

Arada bir gruba katılan bir baba ise genellikle yanlış bir şey yazar: Yanlış saatte, yanlış tonda, yanlış konuda. Ertesi gün kahve grubunda bu mesaj saatlerce konuşulur.


Öğretmenin Gözünden

Bütün bu hareketliliğin bir de görünmeyen tarafı var: öğretmenler. Resmî grupta yer alan bir öğretmen, velilerin ana gruptaki tartışmalarını görmez; ama etkisini sınıfta hisseder.

Öğretmenlerin anlattığına göre, veli gruplarındaki gerilimler çoğu zaman çocuklara da yansır. Hediye tartışmasında “uyumsuz” ilan edilen bir annenin çocuğu, birkaç hafta sonra teneffüste yalnız kalabilir. Doğum gününe çağrılmayan çocuk, derste sessizleşir.

Bu yüzden pek çok öğretmen, velilere aynı şeyi söyler: En güzel hediye, bir kartın üzerine çocuğun kendi eliyle yazdığı birkaç cümledir.


“Gruptan Ayrıldı”

Haziranda karneler dağıtılır, grup tebrik mesajlarıyla dolar. Sonra bir gece ekranda küçük, gri bir bildirim belirir:

“+90 532 … gruptan ayrıldı.”

Bu bildirim, bir ailenin okuldan ayrıldığının işaretidir. Belki yeni dönemin ücret artışı bütçeyi aşmıştır; belki anne, iki yıllık baskıdan yorulmuştur.

Kimse “neden ayrıldınız” diye sormaz. Üç saniyelik bir sessizlik olur.

Ertesi sabah saat 10.00’da Begüm Hanım yeni bir mesaj atar: “Günaydın sevgili veliler, gelecek yılın kitap seti için indirim kodunu bırakıyorum. Son gün salı! 🌸”

Mesajın altına on sekiz teşekkür yazılır. Bu kez kimse uyarıyı hatırlamaz.