Türkiye’de burjuvazi denince akla ilk olarak İstanbul’un büyük sanayi grupları gelir. Oysa Osmanlı’nın Batı’ya açılan en kozmopolit liman kenti İzmir; pamuk, incir, tütün, zeytinyağı ve deniz ticareti üzerinden kendi dışa açık, çok dilli sermaye sınıfını çok daha erken kurdu.

Bu sınıfın okul haritasına baktığınızda üç adres öne çıkar:

Bu okulların mezunları, Ege iş dünyasında olduğu kadar kentin kültür hayatında, sanat kurumlarında ve spor kulüplerinde de iz bıraktı.


Liman Kentinin Mektepleri

İzmir’in eğitim hafızası, Levanten, Rum, Ermeni ve Türk tüccarların iç içe yaşadığı 19. yüzyıl liman kentine dayanır.

İzmir Amerikan Koleji 1878’de İzmir’deki misyonerler tarafından kuruldu ve Vikipedi’ye göre kentin en eski özel eğitim kurumudur. Okul başlangıçta yalnızca kız öğrencilere eğitim veriyordu; ilk yıllarında Basmane semtindeydi. Göztepe’deki arazi 1912-1913’te satın alındı, ama savaş yılları nedeniyle ana kampüs ancak 1923’te açılabildi. Azınlıklara yönelik bir okul olarak başlayan kurum, Lozan’dan sonra ağırlıkla Türk öğrencilerin okuduğu bir okula dönüştü; 1986’da erkek öğrenci kabul ederek karma eğitime geçti.

İzmir Saint-Joseph, Frerler cemiyetinin İzmir’deki okuludur. İstanbul’daki kardeşi gibi Fransızca eğitimi ve disipliniyle bilinir; Kordon’a yakın konumuyla liman kentinin tüccar ailelerinin okulu oldu.

Bornova Anadolu Lisesi ise farklı bir hikâyeden doğdu. Levanten Edmond Giraud’nun 220 dönümlük çiftliği, köşkü, korusu ve güvercinliğiyle birlikte okul yapılması koşuluyla 26 Mart 1953’te sembolik bir bedelle devredildi. Millî Eğitim Bakanlığı okulu satın alarak İzmir Koleji’ne dönüştürdü; okul 22 Ekim 1955’te ilk altı Maarif Koleji arasında öğretime başladı.


Ege Sermayesinin Okul Haritası

Ege’nin tanınmış aile şirketlerinin hikâyesinde lise diplomaları bazen beklenmedik yerlerden çıkar.

Lucien Arkas: 1945’te İzmir’de doğan, dedesi Gabriel J. B. Arcas’ın kurduğu ithalat firmasını genç yaşta devralıp Arkas Holding’e dönüştüren Lucien Arkas, İzmir Saint-Joseph Fransız Lisesi mezunudur. Konteyner taşımacılığından liman işletmeciliğine uzanan bir grubun başındaki ismin Frerlerin okulundan çıkması, İzmir’in frankofon ticaret geleneğinin en görünür örneğidir.

Selçuk Yaşar: DYO’yu 1954’te babası ve kardeşiyle birlikte kuran, Yaşar Holding’in kurucusu Selçuk Yaşar’ın hikâyesi bir sürpriz içerir: İzmirli sanayici, lise eğitimini İstanbul’da, Kadıköy’deki Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde tamamladı. Pınar Süt fabrikasının temeli 1973’te atıldı ve 1975’te üretime başladı. Ege sanayisinin bu iki büyük ismi aynı Frer geleneğinin farklı şehirlerdeki okullarından geçti.

Ege’nin öteki büyük aileleri için de benzer hikâyeler anlatılır. İki örnek bile bir şeyi gösteriyor: Ege’nin iki büyük grubunun kurucuları, dünya pazarlarıyla konuşmayı yabancı dilde eğitim veren okullarda öğrenmişti.


ACI’nin Kadın Kuşakları

İzmir Amerikan Koleji’ni diğer okullardan ayıran en önemli özellik, uzun bir kız okulu geçmişidir. 1878’den 1986’ya kadar, yüz yılı aşkın süre boyunca okul kız öğrencilere eğitim verdi.

Bu geçmiş, Ege’de İngilizce eğitim almış birkaç kuşak kadının yetişmesini sağladı. Mezunların anlattığı hikâyelerde ACI’lı kadınlar aile şirketlerinde, kültür kurumlarında ve meslek hayatında öne çıkar. Okulun bugün yaklaşık yetmiş kulüp ve komitesi var; Model Birleşmiş Milletler kulübü bunların en bilinenlerinden.

Kampüste Shepard Spor Salonu, Blake Kültür ve Tiyatro Merkezi, bir amfitiyatro ve Naomi Foster Kütüphane Medya Merkezi bulunuyor. Okul, IB Diploma Programı sunuyor ve SEV bünyesinde Üsküdar Amerikan Lisesi ve Tarsus Amerikan Koleji ile kardeş.


Levanten Mirası: Giraud, Whittall ve Köşkler

İzmir’in Ege burjuvazisine kazandırdığı en özgün renk, Bornova ve Buca’daki köşklerde yaşayan Levanten ailelerin mirasıdır. Bornova Anadolu Lisesi’nin kampüsü bunun en somut örneğidir: Okulun bahçesi bir Levanten çiftliği, binalarından biri bir Levanten köşküdür.

Giraud ailesinin arazisini okul yapılması koşuluyla devretmesi, İzmir’in eğitim tarihinin en sevimli ayrıntılarından biridir. Bugün BAL öğrencileri, bir zamanlar bir Levanten ailesinin güvercinliği olan yapının yanından geçerek derse gider. Okul uzun süre Türk edebiyatı dışındaki dersleri İngilizce okuttu; 1979-1980’de Almanca, 1997-1998’de Fransızca bölümleri eklendi.


Üç Okulun Üç Bayramı

Her okulun mezunlarını bir araya getiren kendi günü var ve bu günler okulların karakterini iyi anlatır.

Bornova Anadolu Lisesi’nde her eğitim yılının sonunda düzenlenen Ayran Günü, okulun geleneksel şenliğidir. Levanten çiftliğinden kalma korunun altında ayran içilir, devreler buluşur. Okulun mezunları arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış Tunç Soyer de var.

İstanbul’daki Saint-Joseph’in mezunları ise her haziran okulda Petit-Pain gününde buluşur. Gün, adını 1913-1940 arasında öğrencilere ikram edilen küçük ekmekten alır. Selçuk Yaşar’ın okulunun en sevilen geleneğinin bir ekmek olması, Pınar’ın ve DYO’nun kurucusunun hikâyesine tuhaf biçimde yakışır.

ACI’de ise kampüsün kendisi bir buluşma yeridir. Göztepe’deki tarihi binaların arasında, tiyatro merkezinde ve spor salonunda geçen yılların hatırası, mezunların İzmir’e her dönüşünde ziyaret ettiği ilk yerdir.

Üç okul, üç farklı gelenek: Bir Levanten korusu, bir Fransız ekmeği, bir Amerikan kampüsü. Ege’nin kozmopolit hafızası, okul bayramlarında bile kendini gösteriyor.


Kordon Kulisleri

İzmir Ticaret Odası ve Ege Bölgesi Sanayi Odası seçimleri, Türkiye’nin en centilmence ama en derin rekabetlerine sahne olur. İzmirli iş insanlarının anlattığı hikâyelerde, Kordon’daki bir restoranda ya da bir kulüp lokalinde akşam saatlerinde buluşan sanayicilerin masasında lise hatıraları da konuşulur.

Bu masalarda üç okulun mezunları bazen yan yana, bazen karşı listelerde oturur. “Hangi okul?” sorusu İzmir’de bir tanışma sorusudur; cevap Göztepe, Alsancak ya da Bornova olduğunda konuşmanın tonu değişir.

İzmirlilerin kendi deyişiyle: “İzmirli İzmirliyi korur.” Bu cümlenin ne kadarı gerçek, ne kadarı kent gururu, ölçmek zordur. Ama Ege iş dünyasının görece küçük ve birbirini tanıyan yapısında okul bağları, İstanbul’a göre daha görünür bir rol oynar.


Kapanış

İzmir’in ticaret kültürü, asırlık bir liman geleneği ve çok dilli eğitim üzerinden yükseldi. Göztepe’nin, Alsancak’ın ve Bornova’nın okul avlularından çıkan kuşaklar, Ege’nin ürünlerini dünya pazarlarına taşıdı.

Ama bu hikâyenin en ironik ayrıntısı belki de şu: Ege sanayisinin en büyük isimlerinden biri, İzmir’in Fransız okulunda değil, İstanbul’unkinde okudu.

İzmirliler bunu genellikle hatırlatmaz. Kadıköylüler ise hiç unutmaz.