İstanbul’un Beyoğlu, Karaköy, Harbiye ve Moda semtlerinde yükselen asırlık yabancı özel liseler; Alman Lisesi, Saint-Joseph Fransız Lisesi, Saint-Benoît, Notre Dame de Sion, Sainte-Pulchérie, Sankt Georg Avusturya Lisesi ve Liceo Italiano… Bu kurumlar, Türkiye’nin eğitim tarihinde bir buçuk asrı aşan bir geçmişe sahip olup, 1923 Lozan Barış Antlaşması’nın ilgili hükümleri çerçevesinde varlıklarını sürdüren uluslararası kültürel köprülerdir.

Ancak son yıllarda küresel ve yerel piyasalarda yaşanan döviz kuru hareketlilikleri, enflasyon dinamikleri ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) özel öğretim kurumları için uyguladığı tavan zam düzenlemeleri, bu tarihi kurumların bütçe yönetimini tarihlerinin en karmaşık sınavıyla karşı karşıya bırakmıştır.


I. Giderler Döviz, Gelirler TL: Yapısal Bütçe Özellikleri

Yabancı özel okulların mali yapısı, ulusal müfredat uygulayan yerli özel okullardan belirgin biçimde ayrışır. Bu okulların en ayırt edici özelliği, eğitim programlarının önemli bir bölümünün ana dili Almanca, Fransızca veya İtalyanca olan yabancı uyruklu eğitimciler tarafından yürütülmesidir.

Bu kapsamda:

  • Alman Lisesi’nde Almanya Federal Cumhuriyeti Yurt Dışı Okullar Merkezi (ZfA) iş birliğiyle görev yapan öğretmenler,
  • Fransız liselerinde Fransa Yurt Dışı Fransız Eğitimi Ajansı (AEFE) standartlarında istihdam edilen eğitimciler,
  • İtalyan Lisesi’nde İtalya Dışişleri Bakanlığı (MAECI) protokolleriyle görevlendirilen öğretmenler bulunmaktadır.

Söz konusu eğitimcilerin ücretleri, sosyal hakları, lojman ve taşınma giderleri uluslararası sözleşmeler çerçevesinde doğrudan Euro cinsinden hesaplanmakta ya da döviz kurlarına endekslenmektedir. Buna ek olarak; yurt dışından temin edilen orijinal ders kitapları, laboratuvar kimyasalları, dijital kütüphane lisansları ve Abitur, Fransız Bakaloryası veya Matura gibi uluslararası diploma sınav harçlarının tamamı döviz cinsindendir.

Bir yabancı özel lisenin yıllık işletme bütçesinin yaklaşık yüzde 60 ila 70’i doğrudan veya dolaylı olarak döviz kurlarına bağlı maliyet kalemlerinden oluşmaktadır. Buna karşılık, kurumların öğrenim ücreti gelirleri TL cinsindendir ve MEB’in mevzuatla belirlediği tavan artış oranlarına tabidir. Döviz kurlarındaki yıllık artış ile TL tavan zam formülü arasındaki fark, kurum bütçelerinde titiz bir finansal mühendislik gerektirmektedir.


II. Diplomatik ve Kurumsal Diyalog Süreçleri

Yabancı okulların finansal dengesi, sadece okul idareleri ile veliler arasında değil; ilgili ülkelerin diplomatik misyonları ile Türk kamu otoriteleri arasında da periyodik olarak ele alınan bir başlıktır.

Almanya, Fransa, İtalya ve Avusturya büyükelçilikleri ve kültür ataşelikleri, MEB ve Dışişleri Bakanlığı nezdinde yürüttükleri temaslarda; yüksek akademik standartların korunabilmesi için nitelikli yabancı öğretmen istihdamının sürdürülebilir kılınmasının önemine dikkat çekmektedir. Diplomatik temsilcilikler, mütekabiliyet ilkesi ve kültürel iş birliği anlaşmaları doğrultusunda, bu okulların operasyonel maliyetlerini karşılayacak esnek bütçe mekanizmalarının geliştirilmesini önermektedir.

Bakanlık yetkilileri ise, Türkiye’deki tüm özel öğretim kurumları için geçerli olan tüketiciyi koruyucu genel ilkelerin gözetilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu hatırlatmakta; kurumların eğitim kalitesinden ödün vermeden yerel ve uluslararası kaynak dengesini kurmalarını tavsiye etmektedir.


III. Asırlık Kampüslerin Restorasyonu ve Kültürel Mirasın Korunması

Yabancı liselerin karşı karşıya olduğu bir diğer büyük maliyet kalemi, 19. yüzyıldan kalma tescilli tarihi binalarının periyodik bakım, onarım ve deprem güçlendirme gereksinimleridir.

Örneğin:

  • Kadıköy Moda’daki Saint-Joseph Fransız Lisesi’nin tarihi ana binası ve içinde 30 binden fazla biyolojik tür örneği barındıran Doğa Bilimleri Müzesi,
  • Beyoğlu Tomtom Kaptan Sokak’taki Alman Lisesi’nin tarihi yerleşkesi,
  • Karaköy’deki Saint-Benoît Lisesi’nin Ceneviz ve Osmanlı dönemine uzanan mimari unsurları,

özel restorasyon teknikleri ve yüksek maliyetli koruma projeleri gerektirmektedir. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları onaylı bu projeler, döviz bazlı ithal koruma malzemeleri ve uzman restoratör istihdamı sebebiyle milyonlarca liralık kaynak ihtiyacı doğurmaktadır. Okullar, bu yatırımları mezun vakıflarının bağışları, uluslararası hibe fonları ve kurumsal bütçe tasarrufları yoluyla finanse etmeye çalışmaktadır.


IV. Akademik Standartlar ve Burs Fonlarının Yönetimi

Mali sıkılaşma dönemlerinde yabancı okulların en hassas olduğu konu, akademik kalitenin ve sosyoekonomik çeşitliliğin korunmasıdır.

Bu okulların mezunlar dernekleri ve mütevelli heyetleri, her yıl LGS’de üstün başarı gösteren ancak ekonomik durumu yetersiz olan öğrencilere kapsamlı başarı ve ihtiyaç bursları tahsis etmektedir. Yabancı özel liseler, bütçelerindeki kur makasına rağmen burs fonlarını daraltmamak için büyük çaba sarf etmekte; mezun ağlarının desteğiyle oluşturulan vakıf fonları sayesinde başarılı öğrencilerin eğitim hakkını güvence altına almaktadır.


V. Sonuç ve Gelecek Perspektifi

Yabancı özel okullar, yalnızca birer eğitim kurumu değil; Türkiye’nin küresel dünyayla kurduğu entelektüel, bilimsel ve ekonomik diyaloğun taşıyıcı kolonlarıdır. Bu kurumların bütçe dengesi, dar bir ticari kâr-zarar hesabı olarak değil, iki taraflı kültürel zenginliğin sürdürülebilirliği çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Önümüzdeki dönemde, MEB ile ilgili ülke temsilcilikleri arasında kurulacak istişare mekanizmaları ve mezun vakıflarının güçlendirilmesi, bu asırlık eğitim anıtlarının akademik kalitelerini gelecek nesillere taşımalarını sağlayacaktır.