İstanbul Beyoğlu’nun simgesi İstiklal Caddesi üzerinde, döküm demir anıtsal kapısıyla kentin karmaşasına sınır çeken Galatasaray Lisesi (Mekteb-i Sultani), 1481 yılında Sultan II. Bayezid tarafından temelleri atılan Galata Sarayı Ocağı’ndan bu yana Türk modernleşmesinin en rafine entelektüel kalesidir. 1868 yılında Sultan Abdülaziz ve Sadrazam Âli Paşa’nın vizyonuyla Fransızca eğitim veren modern bir imparatorluk mektebine dönüştürülen kurum; sadrazamlar, büyükelçiler, başbakanlar, edebiyatçılar ve bilim insanları yetiştirmiştir.

Ancak bu tarihi mektebin en üst idari makamı olan Okul Müdürlüğü, Türk kamu yönetiminde eşi benzeri olmayan bir yönetsel statüye ve karmaşık bir güç dengesine sahiptir. Sıradan bir lise müdürlüğü atamasından tamamen farklı olan bu süreç; uluslararası antlaşmalar, üniversite rektörlüğü, mezunlar cemiyeti, vakıf kaynakları ve asırlık “devrecilik” geleneklerinin kesişim noktasında şekillenir.

İşte Tevfik Fikret’in devrimci müdürlüğünden günümüze uzanan, Mekteb-i Sultani’nin koridorlarında nesilden nesile aktarılan ve resmi mevzuatta yazmayan ancak camianın mutabakatıyla işleyen 5 yazılı olmayan kural:

I. 1992 Uluslararası Anlaşması ve Rektörlük Atama Mimarisinin Hukuki Çerçevesi

Galatasaray Lisesi’nin yönetim yapısını anlamak için öncelikle 14 Nisan 1992 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa Cumhuriyeti arasında imzalanan hükümetlerarası anlaşmayı bilmek gerekir.

Dönemin cumhurbaşkanları Turgut Özal ile François Mitterrand’ın himayesinde kurulan Galatasaray Eğitim Kurumu (ve akabinde Galatasaray Üniversitesi), lise ile üniversiteyi organik biçimde birbirine bağlamıştır. Anlaşma ve yasal mevzuat gereğince:

  • Galatasaray Lisesi Müdürü, sıradan bir MEB atamasıyla değil; Galatasaray Üniversitesi Rektörü tarafından önerilen ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan bir akademisyen veya kıdemli eğitimci arasından atanır.
  • Okulun müfredatı ve Fransızca ders zümreleri, Fransa Milli Eğitim Bakanlığı ile eşgüdüm halinde yürütülür.
  • Okulda görev yapacak Fransız öğretmenler, Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından “Agrégé” (en üst düzey liyakatli öğretmen) statüsündeki eğitimciler arasından seçilir.

Bu uluslararası statü, mektep müdürüne diğer devlet okullarından çok daha geniş bir kurumsal özerklik ve temsil gücü kazandırır.


Kural 1: Mektep Kültürü ve Devrecilik Hiyerarşisine Hakimiyet (‘Mektepli Olmak’)

Galatasaray Lisesi Müdürü olmanın ilk ve en tavizsiz şartı, mektebin kendi sıralarından geçmiş olmaktır. Galatasaray camiasında dışarıdan bir ismin müdürlük koltuğuna oturması, kurumun asırlık “içeriden yetişme” felsefesine aykırı kabul edilir.

Adayın sadece mezun olması yetmez; mektebin yazılı olmayan “devrecilik” hiyerarşisine, “devredaşlık” hukukuna ve “ağabeylik-ablalık” müessesesine derin bir saygı duyması beklenir. Müdür; Büyük Avlu’da (Grand Cour) basketbol oynayan 9. sınıf öğrencisiyle de, geleneksel pilav gününde bastonuna dayanarak Tevfik Fikret Salonu’na giren 1950 mezunu emekli büyükelçiyle de aynı dilden konuşabilmelidir. Bu ortak dil, yalnızca o yatakhanelerde uyumuş ve o çan sesini dinlemiş olanların kavrayabileceği gizli bir kurumsal alfabedir.


Kural 2: İleri Düzey Frankofon Diplomasi ve ‘Censeur’ ile Uyum

Mekteb-i Sultani, iki dilli ve iki kültürlü bir pedagoji kalesidir. Dolayısıyla müdürün; kusursuz bir Fransızca diksiyonuna, Fransız akademik protokollerine ve diplomasi reflekslerine sahip olması şarttır.

Okulun yönetiminde, Fransa Hükümeti tarafından görevlendirilen ve diplomatik statüye sahip bir Fransız Müdür Başyardımcısı—tarihi adıyla Censeur—yer alır. Censeur; Fransa’dan gelen Fransız öğretmenlerin idaresinden ve Frankofon müfredatın kalitesinden sorumludur.

Başarılı bir Galatasaray Müdürü, Censeur ile çatışan değil; Türk egemenlik hakları ile Fransız pedagojik standartlarını aynı potada eriten usta bir diplomat gibi hareket eder. Paris’teki Quai d’Orsay (Fransa Dışişleri Bakanlığı) ve Fransa Büyükelçiliği ile yürütülen temaslar, müdürün temsil kabiliyetinin en kritik sınavıdır.


Kural 3: Ankara Maarif Bürokrasisiyle Dengeli ve İlkeli Diyalog

Galatasaray Lisesi bir yandan uluslararası anlaşmayla korunan bir Fransızca eğitim kurumu, diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir kamu lisesidir.

Bu çift başlı statü, müdürün Ankara’daki merkezi maarif bürokrasisi ile son derece dengeli, saygılı ancak mektebin tarihsel kazanımlarını koruyan bir diyalog yürütmesini zorunlu kılar:

  • LGS taban puanlarının ve kontenjanlarının belirlenmesi,
  • Hazırlık sınıfı müfredatının özerk yapısının muhafazası,
  • Tarih ve Türk edebiyatı derslerinin milli kazanımları ile Fransızca fen müfredatının uyumlaştırılması…

Tüm bu başlıklarda müdür; merkeziyetçi bürokratik refleksleri mektebin özgün kimliğini zedelemeden yönetebilecek bir uzlaşma zekasına sahip olmalıdır.


Kural 4: Galatasaray Eğitim Vakfı (GEV) ve Camia Kurumlarıyla Koordinasyon

Galatasaray Lisesi’ni Türkiye’deki diğer tüm devlet okullarından ayıran en muazzam mali ve lojistik güç, Galatasaray Eğitim Vakfı (GEV) ve onun kurucu lideri İnan Kıraç ekolüdür.

GEV; okulun tarihi binalarının restorasyonundan, akıllı tahta ve laboratuvar donanımlarına, öğretmen lojmanlarından ihtiyaç sahibi öğrencilere sağlanan devasa burslara kadar her yıl milyonlarca liralık kaynak aktarır.

Okul Müdürü; Galatasaray Eğitim Vakfı, Galatasaraylılar Derneği (Beyoğlu Cemiyeti), Galatasaray Spor Kulübü ve Galatasaray Üniversitesi Rektörlüğü arasındaki çok köşeli güç piramidinde birleştirici bir köprü vazifesi görmek zorundadır. Bu kurumsal aktörlerle uyum içinde çalışamayan bir müdürün mektepte uzun süre görev yapabilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.


Kural 5: Yatılılık Kutsallığı, ‘Cim Bom’ Ruhu ve Öğrenci Özerkliği

Galatasaray’ı bir arada tutan harç, öğrencilerin yatılılık kardeşliğidir. Anadolu’nun farklı kentlerinden sınav birincisi olarak gelen yoksul zekalar ile İstanbul’un köklü ailelerinin çocukları aynı yatakhanede, aynı ranzalarda “mektepli” olurlar.

İyi bir müdür; okulun Beyoğlu kampüsündeki öğrenci kulüplerinin, tiyatro topluluğunun, felsefe münazaralarının ve geleneksel okul içi ritüellerin özerkliğini korur. Öğrencilerin eleştirel sesini bastırmak yerine, onlara özgüven aşılayan bir hami gibi davranır.

Aynı zamanda Ali Sami Yen’den miras kalan mektep ile spor kulübü arasındaki organik bağı, öğrencilerin tribün ve spor tutkusunu okulun centilmenlik ve liyakat terbiyesiyle yoğurur.

VI. Tarihten İlham Alan Bir Liderlik: Tevfik Fikret Geleneği

Galatasaray Lisesi Müdürlüğü’nün zihinsel şablonu, 1909 yılında mektebe müdür olan büyük şair Tevfik Fikret tarafından çizilmiştir. Fikret; köhnemiş ders programlarını yenilemiş, okul binasını modernleştirmiş, öğrencilere saray baskısına boyun eğmeyen bir vicdan hürriyeti aşılamış ve “Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin” dizesiyle özetlenen mektep karakterini inşa etmiştir.

Bugün o koltukta oturan her müdür, odasındaki Tevfik Fikret portresine baktığında aynı sorumluluğu hisseder: Mekteb-i Sultani’yi bir sınav fabrikasına dönüştürmemek; aksine memleketin ufkunu açacak hür fikirli, vicdanlı ve dünyayla rekabet edebilen liderler yetiştirmek.

Sonuç: Beyoğlu’nda Bir Asırlık Devlet Sanatı

Galatasaray Lisesi Müdürü olmak, bir unvandan çok daha fazlasıdır; iki farklı medeniyetin, Doğu ile Batı’nın, gelenek ile geleceğin en hassas dengede durduğu tarihi bir emaneti taşımaktır.

O koltukta oturan lider; mektebin köklü mazisinden aldığı güçle, Beyoğlu’nun kalbinde cumhuriyetin ve aydınlanmanın ışığını söndürmeden geleceğe taşıyan bir maarif bilgesidir.